web analytics
Ana Sayfa Etiketler Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık Sistemi

Biyodenge İçin Kontrol Edilmesi Gereken Parametreler

Sağlıklı bir yaşamsal süreç için insan vücudundaki biyodenge oldukça büyük bir önem arzetmektedir. Biyodenge hali bulunmayan kişiler sağlık sorunlarıyla karşılaşmakta ve dolayısıyla biyodenge hali gerekli parametrelerin kontrol edilmesi ve eğer varsa sorunların giderilmesi gerekmektedir.

Biyodenge Nedir? 

Biyodenge insan vücudunda biyolojik dengenin sağlıklı işleyip işlemediğini ifade eder. Sağlıklı ve stabil yaşamsal süreçler için biyodengenin önemi büyüktür. İnsan vücudunda biyodengenin üç hali bulunur:

  • Sağlıklı Biyodenge hali
  • Sağlıklı fakat stresli Biyodenge hali
  • Hasta ve yaşlı bozulmuş biyodenge hali

Biyodenge İçin Hangi Parametrelerin Kontrol Edilmesi gerekir?

Aşağıda verilen biyodenge parametrelerinin sürekli kontrol edilmesi özellikle a ve b döneminlerinde düzeltilmesi sağlıklı yaşam için gerekir. Vücudun kendi kontrol ve denge sistemi bu ayarları sağlamaktadır.

1. Vücut sıcaklığı (Termoregülasyon) Biyodengesi. Damar genişlemesi ve terleme ile cilt ısıyı düzenler.

2. Kan Şekeri (Glukoz) Biyodengesi. İnsulin kan şekerini ayarlar.

3. Vücut için Yabancı madde Biyodengesi (Patojenler, Mutasyonlar, Serbest radikaller, Toksinler, Allerjenler). Biyodengeyi bozan bu faktörlerin kontrolü gerekir. Vücudun iç ve dış çevre koşulları temiz olmalıdır.

4. Kan basıncı (Tansiyon) Biyodengesi. Böbrek hormonları damarları genişletmek ve daraltmak suretiyle tansiyonu ayarlamaktadır.

5. Asit-Baz (pH) Biyodengesi. Akciğer kana az veya çok CO2 göndermek süretiyle kan pH sını ayarlar. Hücre içi biyodengede pH dengesi önemlidir.

6. Sıvı ve Elektrolit Biyodengesi. Antidiüretik hormon (ADH) böbrek yolu ile sıvının atılmasını, aldosteron hormonu ise sıvı atılımını durdurarak vücut sıvı ve elektrolit dengesini sağlar.

7. Redoks (Oksidan-Antioksidan) Biyodengesi. Mitokondri sağlığı, meyve sebze ağırlıklı, şeker ve yağı azaltılmış beslenme ve aktif yaşam serbest radikal-antioksidan biyodengesini sağlamaktadır.

8. Oksijen Biyodengesi

9. Stres Biyodengesi. Kortizol (stres hormonu) vücut tehdit algıladığında salgılanan doğal koruyucu hormondur. Tansiyon-kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye, bağışıklığı korumaya ve inflamasyon (iltihabi) reaksiyonu önlemeye yardımcı olur. Artan miktarda salgılandığında kilo alımına, hipertansiyona, uyku düzensizliğine, psikolojik sorunlara, enerji düşüklüğüne ve diyabete yol açabilir. Kortizol böbrek üstü (adrenal) bezler tarafından salgılanır.

10. Bağışıklık sistemi biyodengesi; bağışıklık sistemi patojenlere çok zayıf veya alerjenlere çok fazla tepki vererek otoimmün hastalıklara ve ölüme neden olabilir. Dengeli bağışıklık sistemi için ilaç, gıda tedavileri uygulanmalıdır. Sağlıklı biyodenge için uygun beslenme, düzenli jimnastik ve yeterli günlük uyku şarttır.

Bağışıklık Sisteminin Çökmesi ve Kronik Kastalıklar

Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte biri kronik hastalıkların etkisi altında yaşamakta ve hasta sayısında sürekli artış gözlenmektedir. Kronik hastalıklar arasında yüksek tansiyon, diyabet, kronik obstruktif akciğer hastalığı, koroner kalp hastalığı, tiroid hastalıkları, psikolojik ve ruhsal problemler yer almakta, nüfusun %40’ında farklı derecelerde anemi bulunmaktadır. Bunun dışında kanser vakaları büyük bir hızla yaygınlaşmakta, hemen hemen genç kızda, son yıllarda erkeklerde ve çocuklarda da endometriozis görülmekte, kısırlık çığ gibi büyümekte, tüp bebek üretimi artmaktadır.

Bağışıklık Sisteminin Çökmesi ve Kronik Kastalıklar

Çağdaş tıp ve teşhis imkanları dev adımlarla ilerliyor gibi görünüyor. Buna bağlı olarak hastalıkların ve hasta sayısının azalması bekleniyor. Fakat tam tersine “çağdaş tıbbi tedaviler” sonucunda hastalıklar hızla artıyor, derinleşiyor, çeşitleniyor, yaygınlaşıyor, direnci artıyor, daha önce hiç bilinmeyen hastalıklar ortaya çıkıyor.

Modern tıbbın geldiği nokta şaşırtıcı değildir, çünkü hastalıklara yaklaşımı yanlıştır. Modern tıp yüksek ateşte ateş düşürücü, yüksek tansiyonda tansiyon düşürücü, enfeksiyonda antibiyotik, hormon dengesizliğinde hormon takviyesi önerir, yani hastalığı değil, semptomları daha doğrusu bağışıklık sisteminin bu süreçteki dengeleme çabasını ortadan kaldırmaya çalışır. Bu, tedavi değil, bağışıklık sistemine karşı yürütülen kesintisiz, şiddetli bir savaştır.

Bu savaşta, bağışıklık sistemi bütün çağdaş tedavi yöntemlerine karşı kendini muazzam bir şekilde savunur. Gerçek hastalıklar bağışıklık sistemi çöktükten sonra ortaya çıkmaya başlar.

Modern tıbbın ameliyat, organ nakli, tüp bebek, kök hücre, doku ve organ üretimi, rekombinant-DNA yöntemiyle üretilen vitamin, ilaç ve aşılar gibi öne sürdüğü büyük umutlar her seferinde hayal kırıklığı ile sonuçlanmaktadır. Bunun sebebi, Yaratıcı’nın kanunlarını gözardı eden onlarla savaşan bir zihniyette aramak gerekir. Tabloya bütünsel bir bakışla bakıldığında bütün hastalıkların bir noktadan üretilip yönlendirildiği farkedilir. Fakat trajik olan insanların bunu farketmemesi ve şifayı hastalığın üretildiği yerde aramasıdır.

Kainatta tüm cisimler ve sistemler bir bütündür. Bütün kainatın bir modeli olarak yaratılan insan bedenine bakıldığı zaman iç içe geçmiş ve bir biriyle etkileşim halinde muazzam sistemler görülür. Modern tıp, insan bedenini branşlara ayırarak incelediği, bu muazzam sisteme ve işleyişe bütünsel bir gözle bakmadığı için ne hastalığı doğru teşhis edebilmekte, ne sebebini tam olarak tespit edebilmekte, ne de tedavi edebilmektedir. İnsan yaradılış kanunlarını anladığı ölçüde sağlıklı ve doğru yaşama imkanı bulur.