web analytics
Ana Sayfa Hastalıklar

Hastalıklar

Hastalık sebepleri, hastalık belirtileri, korunma, teşhis ve tedavi. Dikkat edilmesi gerekenler. Hangi belirti hangi hastalığın işareti.

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Belirtileri ve Semptomları

0

Günümüzde sık rastlanan hastalıklar arasında bulunan fibromiyalji vücudun kas guruplarında sertleşme ve düğümleşme ile ortaya çıkan ve ağrılara sebebiyet veren bir hastalık. | Fibromiyalji nedir?

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Belirtileri ve Semptomları

Fibromiyalji belirtileri kapsamında en az üç ay süren kas ağrılarının olması gerekir. Kulunç ağrısı şeklinde ifade edilir. Kulunca, yani fibrositise en sık sırt ve boyunda rastlanır. Ancak bütün kaslarda görülebilen bir durum da olabilir. Adale içinde oluşan sert düğümcükler hastaya şiddetli ağrı verir. Vücutta hassas ya da tetik noktası denilen ağrı noktaları bulunmaktadır. Ağrı noktalarına bası uygulanarak hassasiyet belirlenir. Tanı koymak için tetik noktaların varlığı gereklidir.

Uyku Bozukluğuna Sebep Oluyor

Uyku bozuklukları da fibromiyalji belirtileri arasında görülür. Kişi, uyuyamama, gece sık sık uyanma nedeniyle sabahları yorgun kalkar. Yetersiz uyku serotonin düşüklüğüne, o da ağrı eşiğinin azalmasına sebep olur. Gece uykusu alınamadığı ve tam olarak dinlenilemediği için gün boyunca keyifsizlik, isteksizlik ya da sinirlilik hali görülür. Bu kişilerde, sabah yataktan kalktıkları zaman “sanki dayak yemiş gibi kalktım” ifadelerine sıkça rastlanır. Tükenmişlik görülür. Bu bulgular aynı zamanda depresyona ait belirtilerdir.

Fibromiyalji belirtileri arasında diğer sık görülen belirtiler ise göz ve ağız kuruluğudur. Baş ağrısı, ishal, kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık, gaz, şişkinlik, sık idrara çıkma, ağrılı adet görme ve kulak çınlaması da fibromiyalji belirtileri arasında yer alır.

Kan Testi Sonuçları Normaldir

Adale romatizması – fibromiyalji belirtileri taşıyan hastalarda kan testleri yapılmasına rağmen tüm değerler normal görülür ve herhangi bir bozukluğa rastlanmaz. Adale romatizması, yani fibromiyalji teşhisinin konamaması ve teşhis edilememesi ile hastalar hekim hekim dolaşırlar. Sürekli ağrı kesiciler kullanmaya başlar ve yine ağrı kesicilerin yan etkileri ile uğraşmak zorunda kalırlar. Bilindiği üzere ağrı kesicilerin sürekli kullanılması mide problemlerine sebebiyet verebilmektedir. Tanı ve teşhisin doğru konması yüksek derecede önem taşımaktadır.

fibromiyalji hastalığı |

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Nedir, Tedavisi Var Mı?

0

Adale romatizmasının diğer adı fibromiyaljidir. Kas ve yumuşak dokuyu etkileyen bir hastalıktır. Dünyada en sık görülen genel bir ağrı hastalığıdır. Sıklıkla orta yaş kadınlarda görülür. Yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hormonal değişiklikler, stres, beyinde serotonin düşüklüğü gibi faktörlerle ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Multipl skleroz, inflamatuar bağırsak hastalığı, romatoid artrit gibi sistemik hastalıklarda, kronik yorgunluk sendromu ve migren gibi rahatsızlığı olanlarda daha fazla rastlanır. Fibromiyalji hastaların ebeveynlerinde de aynı hastalığın görülme oranı yüksektir.

Fibromiyaljinin Tedavisi Var Mı?

Adale romatizması yani fibromiyalji belirtileri taşıyan hastalarda öncelikle düzenli uykunun bir şekilde sağlanması gerekmektedir. Uykuyu bozan, çay, kahve ve gazlı içecekler akşam saatlerinde mümkün olduğunca az tüketilmelidir. Antidepresan ilaçlar verilir. Antidepresanların etkisinin ortaya çıkması için en az iki hafta süre gerekmektedir. Diğer yandan antidepresan ilaçların hekimin tavsiye ettiği ve planladığı şekilde kullanılması ayrıca önem taşır. Antidepresan etkinin oluşması beklenirken bu dönemde yakınmaları azaltmak için ağrı kesiciye başlanır. Sürekli olarak ağrı kesici kullanmaktan kaçınılmalı ve bu noktada oldukça dikkat gösterilmelidir.

Fibromiyalji Tedavisi İçin Kullanılan İlaçlar

Fibromiyalji belirtileri olan hastaya stresle başa çıkma yöntemleri anlatılır. Günlük egzersizler yapması önerilir. Amitriptilin, duloksetin veya pregabalin gibi ilaçlar tedavide doktor kontrolünde kullanılabilir. Bazen ağrı olan kas bölgelerine doktor tarafından enjeksiyon ile lokal anestezik ilaçların uygulaması da yapılmaktadır ve bu uygulama ağrıların 2-3 ay düzelmesini sağlamaktadır.

Monosodyum glutamat (MSG) ve aspartam gibi gıda katkı maddeleri sinir uçlarının ağrı uyarısına karşı hassasiyetini arttırır. Fibromiyalji belirtileri olan bazı kişilerde gıdalarla alınan bu katkı maddelerinin gıda ile alımının engellenmesiyle belirtiler bir miktar azalmaktadır. Bu nedenle işlenmemiş ve gıda katkıları kullanılmayan besinlerin tüketilmesi oldukça yararlı olacaktır. Gazlı içecekler ve fast food beslenme tarzı belirtilerin artmasına sebep olabilir.

Anamnez Alma Nedir? Doğru Anamnez Alma Nasıl Yapılır?

0

Sağlıklı bir muayenenin temelini sağlıklı ve kaliteli bir anamnez oluşturur. Peki anamnez alma nedir?

Hastanın hastalığı ile ilgili bilgilerin ayrıntılı olarak alınması işlemine anamnez alma denir. Anamnezin iyisi ve doğrusu hastadan alınandır. Ancak bilinç bozukluğu olanlarda, küçük çocuklarda, yaşlılığa bağlı demans durumlarında ve dil – lisan yetersizliği olan hastalarda hastanın yakın çevresinde alınır. Hastasıyla karşılaşan doktor öncelikle hastasına rahat bir konuşma fırsatı vermeli ve hastayı dikkatle dinlemelidir. Hekimin sorduğu sorular basit ve anlaşılır yani hastanın kolaylıkla anlayabileceği şekilde olmalıdır.

Anamnez alma sürecini yöneten hekim hastasını dinlerken ilgisiz yahut endişeli bir görünümden kaçınmalı, nazik ve müşfik bir tavır içinde hastanın güvenini kazanmaya çalışmalıdır. Fakat bu yapmacık bir şekilde değil içten gelen bir duyguyla olmalıdır.

Anamnez alma sürecinde bazı hastalar şikayetlerini ifade ederken kelimeleri bulmakta güçlük çekmekte veya kendi yaşadıkları yörede kullandıkları deyim ve kelimelerle anlatmaya çalışırlar. Bu tür durumlarda hekim gerekli soruları sorarak, hastanın neyi ifade etmek istediğini anlamaya çalışmalıdır. Bazı hastalar çok suskun, bazı hastalar ise aşırı konuşkan olabilir. Anamnez sürecinde hekimin yapması gereken şey doğru soruları sorarak yönlendirmek ve önemli bilgileri alabilmektir.

Şartlara göre değişmekle beraber hastane servislerinde, polikliniklerde, evde veya muayenehanede olsun her hastaya yeterli bir zaman ayrılmalıdır.

odyologlar için doğru anamnez |

Hemoroid Tedavisi, Hemoroid İçin Diyet ve Hemoroide İyi Gelen Uygulamalar

0

Toplumda çok yaygın olarak görülen hemoroid (basur) hastalığı için çeşitli tedavi yöntemleri mevcut. Bunlar arasında tavsiye olarak öne çıkanlardan bir tanesi oturma banyosu. Oturma banyosu yönteminde ılık suda 15 dakika kadar oturulur. Hemoroid sorunu yaşayanlara sıkça tavsiye edilen bir yöntemdir. Diğer yandan makattan kullanılan fitil veya kremler, ağızdan alınan tabletler de basur tedavisinde kullanılan yöntemler arasında yer alır.

Hemoroid sorunu yaşayan hastalara cerrahi müdehale de yapılabilmektedir. Yapılacak olan cerrahi müdehale ile hemoroidal damarlar çıkarılabilir. Bant ligasyonu yöntemi ile hemoroidal damarlar boğulur. Ayrıca kan damarlarının yakılması, lazerle damarları küçültme gibi tedaviler de var.

Hemoroid için diyet ve bol lifli beslenme uygulaması

Hemoroid tedavisinde ve takibinde diyet uygulamalarının yeri önemlidir. Yüksek oranda lifli gıda içeren meyve, sebze ve tam tahıl ürünlerinin tüketilmesi, dışkının hacimli ve yumuşak olmasını sağlayarak hemoroidin düzelmesine yardımcı olur.

En az iki litre ve çoğunluğu su olacak şekilde sıvı tüketilmelidir. Alkol ve kafeinli içecekler çay, kahve vb. idrar çıkışını arttırıp sıvı kaybına neden olacağı için dışkının sertleşmesine neden olur ve bu yüzden ya hiç tüketilmemeli ya da limitli tüketilmelidir.

Erkekler için günlük 38 gram, kadınlar için günlük 25 gram lif alınması önerilmektedir. Gıdalarla yeterince lif tüketemeyenler için eczanelerden alınabilecek lif içeren destekler yararlı olabilir. Lifli destekleri kullananlar en az 2 litre su içmelidir, bol su içilmediği takdirde kabızlık artabilir ve bu da hemoroidi kötüleştirebilir.

Hemoroidde nelere dikkat etmek gerekiyor?

Hemoroid – basur sorunu yaşayan hastalar yaşam tarzlarında bazı değişikliklere giderek durumu kontrol altına alabilirler.

Aşırı ıkınmak ve nefesi tutmak: Makat ve toplardamar üzerinde basıncı arttırıp hemoroidi arttırabilir, dışkının bu bölgeyi daha da zedelemesine sebep olabilir. Diğer yandan iç hemoroidlerin dışarı çıkmasına da neden olabilir, dikkat edilmesi gerekir.

Ağırlık kaldırılması ve sigara: Aşırı ağır yüklerin kaldırılması karın içi basıncı arttırarak hemoroide neden olabilir. Sigara içilmesi bronşite ve öksürüğe neden olup dolaylı yoldan hemoroide sebebiyet verebilir. Şişmanlık hemoroide neden olabileceği için beslenme ve egzersiz programı ile kilolar kontrol altına alınmalıdır.

Tuvalette uzun süre oturmak: Tuvaletler okuma odası veya video izleme odası olarak kullanılmamalı, uzun süre tuvalette oturulmamalıdır. Uzun süre tuvalette oturmak makattaki toplardamarlar üzerinde basıncı arttırıp hemoroide neden olur.

Uzun süre ayakta durmak veya uzun süre oturmak: Yine hemoroid üzerinde basıncı arttırabilir. Kişi uzun süre oturmak zorundaysa bir simit üzerine oturabilir.

Spor ve hemoroid: Hareket etmek ve orta derecede egzersiz yapmak bağırsak hareketlerini düzenleyip kabızlık ve hemoroidin azalmasını sağlar. Yürümek, bisiklete binmek, koşmak gibi egzersizler strese karşı da yardımcı olur ve hemoroide karşı etkilidir.

Ilık su uygulaması: Günde 2-3 defa ılık suya 10-15 dakikalık oturma banyoları yararlıdır. Makat bölgesinin her gün ılık suyla nazikçe yıkanması ve ılık sıcaklıkta saç kurutma makinesi ile kurutulması yararlıdır. Sabun şart olmayıp yakınmaları arttırabilir. Alkollü veya parfümlü temizlik maddeler kullanılmamalı, kuru tuvalet kağıdı yerine ıslak olanlar tercih edilmelidir.

Buz torbası uygulaması: Şişlik fazla ise günde 4-5 defa beze sarılmış buz torbaları 10-15 dakika uygulanabilir. Buz doğrudan temas ettirilmemeli, ince beze sarılmamalıdır. Uzun süre ishal yapıcı ilaçlar kullanılmamalıdır. Bu ilaçlar kısa vadede işe yararken uzun vadede bağırsak tembelliğini arttıracağından kabızlık ve basur için olumsuz etki eder.

Hemoroid (Basur) Nedir? Hemoroid Sebepleri, Belirtileri ve Şikayetler

Basur İçin Bitkisel Çözüm, Basura İyi Gelen Bitki Çayları

Hemoroid – Basur İçin Bitkisel Tedavi: Kompres ve Banyo Uygulamaları

Hemoroid (Basur) Nasıl Geçer, Ne İyi Gelir? Hemoroide İyi Gelen Bitkiler ve Yiyecekler

Eklem İltihabına İyi Gelen Besin Takviyeleri ve Vitaminler

1

Eklem iltihabı ve buna bağlı rahatsızlıklar günümüzün toplunda en sık rastlanan rahatsızlıklarından. Toplumda birçok kişi eklem iltihabı hastalığından muzdarip olmakla birlikte birçoğu da uzun yıllar bu hastalıkta savaşmaktadır.

Peki eklem iltihabına iyi gelen besin takviyeleri neler, eklem iltihabı tedavisinde egzersizin önemi var mı, egzersiz nasıl yapılmalı? Eklem iltihabında balık yağının faydası nedir? Eklem iltihabı için hangi vitaminler ve mineraller kullanılabilir?

Günde 20 dakika kadar kollar, bacaklar ve sırtın güneşlenmesi ile yeterli D vitamini alınabilmektedir. Egzersiz, ilk başta ağrıyı biraz arttırabilir. Haftada 5 gün 30’ar dakikalık egzersiz ile eklemlerin kayganlığı sağlanır, eklem açıklığı korunur, düzenli yapıldığında ağrı ve iltihabi süreç azalır. Ağır egzersiz yapılmamalıdır. Yürüyüş, yüzme ve germe gibi egzersizler yararlı olmaktadır.

Eklem iltihabı yani romatoid arttritte stres bu konuda önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Dolayısıyla stres ile mücadele etmek için çözüm yolları aranmalı, iş veya özel hayattaki stres faktörleri mümkün olduğunca azaltılmalıdır.

Eklem İltihabına İyi Gelen Besin Takviyeleri

Balık Yağı: Omega-3 yağ asitleri olan eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosahekzaenoik asit (DHA) içermektedir. EPA ve DHA yağ asitleri, hormon benzeri antienflamatuvar aktiviteye sahip olan prostaglandinlerin vücuttaki seviyesini artırarak artritte görülen ağrı ve enflamasyonu azaltmaya destek olmaktadır. EPA ve DHA kaynağı olan balık yağı içeren kapsüllerden günde 3-9 gram alınması önerilir. Kapsül formundaki preparatta bir kapsülünde en az 200 mg DHA ve 400 mg EPA içeren destek ürünler tercih edilmelidir.

Multivitamin ve Mineraller: Eklem iltihabı olan hastalarda antioksidanlar, B vitaminleri, bakır, selenyum ve çinko gibi bazı besinlerden temin edilen öğelerin vücutta miktarları azalmaktadır. Multivitamin ve mineral destekleri vücudu serbest radikallerin hasarına karşı korumakta, kıkırdak doku, eklemler ve kemikleri desteklemekte ve iltihabı azaltmaya yardımcı olmaktadır.

Bromelain: Eklem iltihabı rahatsızlığı yaşayan hastalar dikkatli bir şekilde bromelain kullanabilirler. Antienflamatuvar etkili ve eklem hareketlerini arttırmaya yardımcı olabilen bir enzimdir. Günlük dozu 2.000 – 6.000 MCU’dur.

Karpal Tünel Sendromu Nedir? Belirtileri Neler, Nasıl Teşhis Edilir?

0
Karpal Tünel Sendromu nedir, nasıl oluşur, sebepleri ve belirtileri neler...

elde ve parmaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma hissi ve kuvvet azalması görülür. İleri etkilenmelerde adale yapısında zayıfama ve his kaybı gelişir, ağrı artar ve his kaybı oluşur. Ağrı, hastayı uykudan uyandıracak kadar kuvvetli olabilir. Eğer sizde de bu belirtiler varsa Karpal Tünel Sendromu yaşıyor olabilirsiniz. Peki Karpal Tünel Sendromu nedir, belirtileri neler, nasıl ortaya çıkar, nasıl teşhis edilir?

Karpal Tünel Sendromu Nedir, Nasıl Oluşur?

El bileği orta hattında karpal tünel denilen tünel içinden sinir ve adale tendonları geçmektedir. Bu sinire median sinir adı verilir. Bu sinir başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının hareketi ile hissetmesinden sorumludur. Avuç içinde hissetme yine median sinirle sağlanır. Median sinirin bası altında kalması sonucu sendromu (KTS) meydana gelir.

Karpal Tünel Sendromu Sebepleri

Karpal tünel sendromu yaş ilerlemesi ile daha sık karşımıza çıkmaktadır. Kadınlarda karpal tünel daha dar olabildiği için daha sık görülür. Ayrıca kadınlarda doğum kontrol ilaçlarının kullanılması, hamilelik ve menopoz, görülme sıklığını artırmaktadır. Şeker hastalığı, şişmanlık, hemodiyaliz tedavisi, böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği, kortizon kullanımı, akromegali, hipotiroidi, tünel içinde kist ve tümör oluşumu, romatizmal hastalıklarda karpal tünel sendromu gelişebilir. El bileği kazaları ve kırıklar sonucu da ortaya çıkabilir. Hemodiyaliz, böbrek yetmezliği, hipotiroidi gibi nedenlerle oluştuğunda genelde çift taraflıdır ancak aktif olarak kullanılan elde ilk önce meydana gelir.

Sık tekrarlayan el bilek hareketlerinde, özellikle bilgisayar ve klavye kullanımı, titreşimli aletlerle çalışma gibi durumlarda meydana gelmektedir. Uzun süreli örgü örmek de karpal tünel sendromuna neden karpal tünel olmaktadır.

Karpal Tünel Sendromu Belirtileri ve Teşhisi

Peki karpal tünel sendromunun belirtileri neler ve söz konusu bu sendrom nasıl teşhis ediliyor? Etkilenen elde ve parmaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma hissi ve kuvvet azalması görülür. İleri etkilenmelerde adale yapısında zayıfama ve his kaybı gelişir, ağrı artar ve his kaybı oluşur. Ağrı, hastayı uykudan uyandıracak kadar kuvvetli olabilir. Hasta, ellerini sallayınca rahatladığını ifade eder. His kaybı nedeniyle kazalar, yanıklar oluşabilir. Hasta, elinde tuttuğu nesneleri düşürür.

Yapılan muayenede el bileğindeki karpal tünel üzerine bası uygulandığında elde uyuşukluk ve karıncalanma hissi oluşur. Bu bulguya tinel bulgusu adı verilir. Hastanın belirtileri ve muayene tanı için yeterlidir. Kesin tanı elektromyolografi yani EMG ile konur.

Hangi Hastalıklar Kuru Veya Balgamlı (Prodüktif) Öksürük Yapar?

0

Öksürük akciğerlerin savunması için meydana gelen bir savunma mekanizması ve patlayıcı bir ekspirasyondur. Öksürüğün meydana gelmesinde derin bir inspirasyonu takiben glottis kapanır, karnın ve göğsün ekspiratuvar kasları akciğer ve göğüs içinde yüksek basınç meydana getirecek şekilde kasılırlar, glottis aniden açılır. Yükselen basınçla daralan solunum yollarından havanın hızla çıkması ile zararlı maddelerin atılması sağlanır.

Üst solunum yollarının infeksiyonları çoğu zaman öksürükle seyreder. Böyle öksürükler genellikle 2-3 hafta içerisinde düzelir. Öksürük devam ediyorsa tetkik yapılması gerekmektedir.

Öksürüğün görüldüğü bir hasta şikayetinde şu sorular önemlidir:

Öksürük ne kadar süredir devam ediyor?
Öksürük aniden mi başladı ve öksürüğün şekli nasıl?
Hasta sigara içiyor mu, içiyorsa günde kaç adet ve kaç yıldır?
Balgam var mı? Günde ne kadar balgam çıkarılıyor? Ne renk, kötü kokulu mu, kanlı mı?
Öksürük başlayınca uzun mu sürüyor?
Öksürük yemeklerden sonra mı görülüyor?
Öksürüğün pozisyonla ilgisi var mı?
Öksürük bir şekilde atlatılabiliyor mu?
Öksürükle birlikte ateş, baş ağrısı, gece terlemesi, göğüs ağrısı, saman nezlesi, nefes darlığı, kilo kaybı, ses kısıklığı veya şuur kaybı var mı?
Evcil hayvan besleniyor mu?
Tüberkülozlu bir hasta ile temasta bulunuldu mu?

Öksürükle birlikte balgam görülüyorsa buna prodüktif öksürük denir. Birlikte balgam yoksa o takdirde non-pordüktif veya kuru öksürük denir.

Prodüktif (balgamlı) öksürüğün en sık rastlanan sebepleri şunlardır:

Viral, bakteriyel, mikotik, riketsiyal veya parazit orjinli infeksiyon hastalıkları.
Zararlı gaz, duman veya yabancı cisim.
Astma ve alerjik rinit gibi allerjiler.
Maliğniteler. Özellikle bronş kanserleri.
Vasküler sorunlar.
Pnömokonyoz ve akciğeri de tutan kollagen hastalıklar.

Kuru (balgamsız) öksürüğün başlıca sebepleri ise şöyle:

Solunum yolları ve akciğer infeksiyonlarının ilk devreleri. Koriza, influenza, trakeit, akut bronşit ve viral pnömani gibi. Uzun süreli öksürükler akciğer tüberkülozunun erken belirtileri arasında yer alır.

Sol kalp yetmezliği: Burada karakteristik olarak öksürük ve nefes darlığı sabaha karşı 2-3 arasında hastayı uyandırır.

Bronş kanseri: Burada bazen öksürük ilk semptom olarak ortaya çıkar.

Solunum yollarına yabancı cisim kaçması: Şayet yabancı cisim trakea ve büyük bronşlardan birinde ise birlikte wheesing ve stridor bulunur. Küçük bir yabancı cisim başlangıçta asemptomatik olabilir. Fakat daha sonra tıkanan yerin periferinde akciğer absesi ve bronşiektazi gelişebilir.

Diffüz pulmoner fibrozis, sarkoidozis, alerjik alvolitis, asbestozis veya akciğer fonksiyonlarının da restriktif paterne sebep olan herhangi bir hastalık.

Trakea basısı: Aorta anevrizması, tümör veya lenfadenomegalilerin trakeaya bası yapması gibi.

Antihipertansif olarak kullanılan angiotensin converting enzim inhibitörleri hastaların yüzde 10’unda öksürüğe sebep olabilir. İlaç kesildiğinde öksürük de kesilir.

Sinirsel nedenler: Stres altındaki sinirli kimselerde kuru öksürük ortaya çıkabilir. Hastanın bu noktaya dikkati çekilince öksürük artar. Uyku esnasında veya hastanın dikkati başka noktalara çekilirse öksürük azalır ve kaybolur. Bu durumda hastanın tetkiklerinin yapılarak psikojenik öksürük tanısı konulması önem taşır.

Sigara: Sigara kronik öksürüğün en sık rastlanılan nedenidir. Bu öksürüğün sebebi tütündeki irritan maddelerin inhalasyonudur. Sigara tiryakileri en fazla sabah öksürürler. Uyku sırasında öksürük azalır. Sabah hasta uyandığında solunum yollarının biriken atıklardan temizlenmesi için prodüktif bir öksürük başlar. Sigarayı bırakan bir kimsede belli bir zaman sonra öksürük ve balgam kaybolur.

Divertikül ve Divertikül İltihabı Nedir? Belirtileri Neler? Hastalar Ne Yemeli Ne Yememeli?

0

Toplumda özellikle belli bir yaş üzerindeki insanlarda sıkça karşılaşılan divertikül ve divertikül iltihabı nedir? Belirtileri ve hastaların şikayetleri neler? Tıbbi tedavisi var mı? Divertikül ve divertikül iltihabına iyi gelen yiyecekler ve besinler neler? Ne tür bir diyet uygulanmalı? İşte tüm bu soruların yanıtları…

Divertikül ve Divertikül İltihabı Nedir?

Kalınbağırsak duvarının dışa doğru minik fitıklaşmalarına divertikül adı verilmektedir. Divertiküllerin iltihaplanması sonucu divertikülit meydana gelir. Çok sayıda divertikül olması ise divertikülozistir. Divertiküllerin görülme sıklığı yaşla birlikte artmaktadır. 50 yaşından sonra insanların %20-50’sinde divertikül saptanmakta, 90 yaşındakilerin neredeyse hepsinde görülmektedir. Diyette liften fakir beslenme, kabızlık, şişmanlık gibi faktörler divertikül oluşumuna katkıda bulunur. Birçok hasta midede, mesanede, bağırsakta, yemek borusunda divertikül şikayetlerinden yakınabilmekte. Batı ülkelerinde liften az diyete bağlı olarak daha sık gözlenmektedir.

Divertikül ve Divertikül İltihabı Belirtileri ve Şikayetleri

Divertiküllerde genellikle belirti görülmez. Karın ağrısı, ishal, kabızlık, gaz şikayetleri hassas bağırsak sendromu ile ilişkili olabilir. Çok az hastada kanama oluşabilir. Divertikülin iltihaplanması sonucu karında kramp şeklinde ağrı, üşüme-titreme, ateş, bulantı, kusma şikâyetleri olur. Kabızlık, tuvalete gitmede sıklık, idrar yaparken yanma görülür. Kanamaya neden olabilir.

Divertikülit, bağırsak tıkanması, bağırsak yırtılması, karın içi apse ve iltihabın karın duvarına yayılmasına sebep olabilir. Apandisit, bağırsak kanseri gibi diğer benzer yakınmalara neden olan hastalıklar ile mutlaka ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Hassas bağırsak hastalığı, chron hastalığı, ülseratif kolit, idrar yolu hastalıkları, böbrek taşı ile karışabilir.

Kan tetkikinde beyaz küre artışı, dışkıda gizli kan müspet saptanır. Karın röntgeninde ancak bağırsak delinmesi ve tıkanıklığı mevcutsa görülebilir. Ultrason yapılabilir. Divertikülit tanısı esas olarak kolonoskopi ile konur. BT kolonoskopi de tanı seçenekleri arasındadır. Kolonoskopide ince bir boru ile makattan girilerek kalın bağırsak izlenir. Kanser şüphesi varlığında parça alma imkânı vardır.

Divertikülün Tıbbi Tedavisi ve Kullanılan İlaçlar

Peki divertikül ve divertikül iltihabının tıbbi tedavisi var mı, tıbbi tedavide kullanılan ilaçlar ve etken maddeler neler. Divertikül oluşumunu engellemek için lifli gıdalar (baklagiller, kuruyemiş, kepekli ekmek gibi) tüketilmeli, kabızlık önlenmelidir. Günlük 20-35 gram lif alınmalıdır. Böylece dışkının yumuşak ve hacimli olması sağlanarak iltihap gelişme riski azaltılır. İltihap olanlarda ise lifli gıdalar yerine sıvı gıdalar tercih edilir. Divertikül iltihabı gelişirse antibiyotik (ofloksasin, ciprofloksasin, metronidazol gibi) başlanır. Apse, iltihabın karın duvarına yayılması, bağırsak delinmesi, bağırsak tıkanması gelişirse cerrahi tedavi uygulanır.

Divertiküle Ne İyi Gelir? Ne Yememeli?

Diyet yine önemli bir konu olarak öne çıkıyor. Peki divertikül ve divertikül iltihabı oaln hastalar ne yemeli ne yememeli, ne tür diyet ve beslenme değişiklikleri yapmalı. Divertikül oluşumunu azaltan fındık, çekirdek (kabak, ayçiçeği, susam) ve tam tahıllı gıdalar, divertikül iltihabı olduğu dönemde sindirimi zor olup yakınmaları artırabileceği için kısıtlanmalıdır. Domates, salatalık ve çilek gibi gıdaların çekirdeklerinin divertikül ağzını tıkayıp iltihaba neden olabileceğine dair görüşler ileri sürülse de böyle bir risk bulunmamaktadır. Baharatlı, sıcak yemekler bu hastalığı olanlar tarafından tüketilmemelidir.

Çilek, düşük kalorili olup vitamin bakımından zengindir. Fakat dış tarafındaki küçük tohumlar iltihaplı bağırsağı daha da tahriş edebileceği için divertikül iltihabı döneminde tüketilmemelidir. Patlamış mısır ve mısır, lif oranı yüksek sağlıklı gıda olup divertikül atağı riskini azaltır. Fakat divertikül iltihabı geliştiği zaman tüketilirse iltihaplı bağırsak alanındaki tabloyu ağırlaştırabilir, bu nedenle ataklar esnasında kısıtlanmalıdır. Atakların önlenmesi için yüksek lifli diyet uygulanır, ancak bir atak geçirildiğinde lifli gıdaların tüketilmesi kısıtlanmalıdır. Divertikülde iltihap döneminde lifli gıdalar kesilir, sulu, yumuşak gıdalar tüketilir. Bol sıvı içilmeli, günde en az 2 litre su tüketilmelidir.

Kalp Yetmezliği: Belirtileri, Tedavisi, İyi Gelen Bitkiler ve Takviyeler

0

Kalp, yumruğumuz büyüklüğünde olup yaklaşık 250-300 gram ağırlığındadır. 2 karıncık ve 2 kulakçık şeklinde 4 odacıktan oluşur. Kalp, vücuttan gelen kirli kanı sağ karıncık akciğere pompalar. Akciğerde temizlenen kan kalbe gelerek sol karıncıktan vücuda pompalanır. Yeterli basınçla kan pompalanır. Böylece organların yeterli beslenmesini sağlayacak kanı gönderir. Kalp yetmezliğinde kalbin pompalama gücü azaldığı için dokulara yeterli kan gönderilemez ve dokuların beslenmesi karşılanamaz. Dokuları yetersiz beslenmeden korumak için vücut, böbrekler aracılığı ile su ve tuz tutmaya başlar. Böylece vücutta sıvı birikimi baslar.

Tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, doğumsal kalp hastalıkları, kalp adale iltihapları, kalp kapak hastalıkları, kansızlık, guatr, şişmanlık, akciğer hastalıkları, gebelik ve bazı ilaçlar (antrasiklin kemoterapi ilacı, trastuzumab, steroidler gibi) kalp yetmezliği riski taşımaktadır. Zamanında tanı ve tedavi ile bu risk önlenebilir. Akciğere pıhtı atması ve akciğer iltihapları gibi akciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, siroz, varisler ve kalp zarı iltihapları klinik olarak kalp yetmezliği ile karışabilir.

Kalp Yetmezliği Belirtileri ve Hasta Şikayetleri

Kalp yetmezliğinin yeni başladığı dönemlerde nefes darlığı hareketle ortaya çıkar. İlerledikçe akciğerde sıvı birikimi artacağından dolayı, özellikle dinlenme ve gece yatarken nefes darlığı olmaktadır. Hasta, gece yatarken başının altına birkaç yastık koyar. Kuru öksürük, boyun damarlarında dolgunluk, halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık, gece idrara çıkma, ayak bileğinde şişlik, hızlı kilo alma ve çarpıntı şikayetleri vardır.

Muayene bulgusu olarak bacaklarda parmakla basınca iz bırakan ödem (şişlik) mevcuttur. Kalbi dinlemekle anormal ses olan üfürüm, akciğeri dinlemekle sıvı birikimini gösteren ral dediğimiz anormal ses duyulur. Nabız sayısı artmıştır. Karın muayenesinde ileri vakalarda sıvı birikmesi bulguları saptanır. Karaciğer büyümüş olarak tespit edilebilir. İdrar tahlilinde protein kaçağı olabilir. Kan tahlilinde vücutta aşırı sıvı birikimine bağlı olarak göreceli azalmış sodyum (tuz) düşüklüğü olabilir. İdrar söktürücü ilaç alımı varsa sodyum ve potasyum mineralleri düşük tespit edilebilir. Kalp şeridinde kalp yetmezliğine özel bir bulgu yoktur ancak çarpıntı, ritim bozuklukları, kalp krizi gibi hastalıklar tespit edilir.

Çekilen akciğer röntgeninde kalp gölgesi normalden büyüktür, akciğerde sıvı birikimi vardır. Renkli kalp ultrasonu olan ekokardiyografi (EKO) ile kalp zarında sıvı birikimi, kapak hastalıkları, kalp içi basınçlar, çaplar ve kalp yetmezliğinin derecesi tespit edilmektedir. EKO ile ejeksiyon fraksiyonu (EF) dediğimiz, kalbin her atımda ne kadar pompaladığını ölçen test tespit edilir. EF, yüzde 40 altı ise kalp yetmezliğini destekler. Kalp damar hastalığı mevcut ise koroner anjiyografi yapılabilir.

Kalp Yetmezliği Tedavisi ve Kullanılan İlaçlar

Öncelikle, kalp yetmezliğine neden olan hastalığın tedavisi yapılır. Sigara, alkol bırakılır. Tuz ve su alımı kısıtlanır. Fazla kilolar verilmelidir. Kilo ve idrar takibi yapılmalıdır. Düzenli, hafif egzersizler önerilir. Diüretik dediğimiz idrar söktürücü ilaçlara (furosemid vb) başlanır. Bunlar, vücuttaki suyu azaltarak ödemi çözerler. İdrar söktürücülerin aşırı kullanımı vücutta tuz ve potasyum mineralini azaltabilir. Kalp yetmezliğinin ilerlemesini durduran, ölüm riskini azaltan beta blokerler (metaprolol, atenolol vb), ACE inhibitörleri (fosinopril, enalapril, lisinopril vb) gibi ilaçlar kullanılır. İlaç türü ve şekli kardiyolog tarafından hastaya özel başlanır. Yetmezliğin derecesine göre tedaviye digoksin eklenir. Digoksinin en önemli yan etkisi, bazı hastalarda görülen kalp ritim bozukluğudur.

Kalp Yetmezliğinde Sıvı ve Gıda Tüketimi

Kalp yetmezliğinde vücutta sıvı fazlalığı olabileceği için, günlük ne kadar sıvı tüketilebileceği hakkında doktorun tavsiyesi alınmalıdır. Alkol tüketimi bırakılmalıdır. Günlük kahve tüketimi 1-2 fincandan fazla olmamalıdır. Doymuş yağların kalp-damar sağlığı üzerine eskiden sanılanın aksine olumsuz etkisi olmadığı gösterilmiştir. Aşırıya kaçmadan tüketilmelidir. Kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyen trans yağ (margarin ve hazır gıdalarda bulunur) ve rafine tuz içeren gıdaların tüketimi kısıtlanmalıdır. Bunun için diyet uzmanının yardımı alınmalıdır.

Günlük Yaşamda Dikkat Edilmesi Gereken Unsurlar

Ciddi kalp yetmezliği olan hastaların her gün sabah aç karnına, idrar yapıldıktan sonra kıyafetsiz vücut ağırlıklarını takip etmeleri gereklidir. Bir günde 1.5 kgdan fazla alınması veya bir haftada 2.5 kgdan fazla alınması kalp yetmezliğinin ağırlaştığını, vücutta su
(ödem) gösterebilir, takip eden doktor ile görüşülmelidir. Kalp yetmezliği olan bir kişi hızlı kilo vermeye başlarsa da hastalığın ilerlediği anlamına gelebilir, kardiyoloji doktoruyla görüşülmelidir.

Doktorun izin verdiği ölçülerde egzersiz yapılmalıdır. Stres ile mücadele çok önemlidir. Her gün 15-20 dakika sessiz bir ortamda oturulmalı ve derin nefes alıp verilmelidir. Meditasyon gibi gevşeme teknikleri çok yararlıdır. Sizi kızdıracak sorulara cevap vermeden önce içinizden 10’a kadar sayıp, sakinleşip yanıt verin. Günlük 15 dakika oturup istirahat sonrası ölçtüğünüz tansiyonu sabah ve akşam düzenli olarak not alın. Tansiyon değişiklikleri kalp yetmezliğini olumsuz etkileyebilir.

Düzenli uyku, organların istirahati için önemlidir. Başı yukarda tutmak nefes darlığını azaltabilir, buna göre yüksek yastık seçilmelidir. Yemeklerden sonra kısa süreli şekerleme yapılması 2-3 saatte bir ayakların yukarda tutulması yararlıdır. Kalp yetmezliği olanlarda zatürree gelişmesi kanda oksijeni azalttığı için hayati riske neden olabilir. Bu nedenle zatürree ve grip aşılarının zamanında yapılması önemlidir.

Seks aktivitesi ile ilişkili olarak doktordan bilgi alınmalı, stresten uzak ve rahat bir pozisyon tercih edilmelidir. Sıkı çoraplar kan dolaşımını bozup toplardamar pıhtısı oluşturabileceği için tercih edilmemelidir.

Kalp Yetmezliğinde Gıda Takviyeleri

Koenzim Q10: Hücrelerde bulunan ve enerji üretiminde alan doğal bir antioksidandır. Kalp yetmezliği görülen hastalarda CoQ10 düzeyleri oldukça düşük bulunmaktadır. Hekim kontrolünde günde 100-300 mg COQ10 kullanımı önerilmektedir.

L-Karnitin: Tüm hücrelerde doğal olarak bulunan aminoasittir ve kalp kasılmasına yardımcı olup daha etkin bir şekilde enerji üretimini desteklemektedir. Kalbin fonksiyonlarını iyileştirerek kalp yetmezliği yakınmalarını azaltabilmektedir. Günde 3 kez, 500-1.000 mg kullanılması önerilmektedir.

Kalsiyum ve magnezyum: Kasların kasılması ve sağlıklı damar yapısı için gerekli olan elementlerdir. Kalp yetmezliği hastalarında sıklıkla kullanılan idrar söktürücülerin (diüretiklerin) ve digoksinin, kalsiyumve magnezyum düzeylerinde azalmaya neden olduğu bilinmektedir. Bu iki element kan basıncında düzelmeye ve kalp yetmezliği şikayetlerinde azalmaya neden olmaktadır. Magnezyum ayrıca kalpte ritim bozukluğunu önleyebilmektedir. Yemeklerle birlikte ve bölünmüş dozlarında 1500 mg kalsiyum ile 500 mg magnezyum desteği alınması önerilmektedir.

Balık yağı: İçinde bulunan omega-3 yağ asitleri olan eikosapantenoik (EPA) ve dokosahekzanoik asitler (DHA) sayesinde kan basıncını düşürmede etkili olup, damar sertleşmesi ve kalp krizi riskine karşı koruyucu rol oynamaktadır. Günde 3 kez 3 gram EPA+DHA alınması önerilmektedir.

L-Taurin ve L-Arginin: Kalp kası kasılmalarının gücü ve etkisinin artmasına yardımcı olan aminoasitlerdir. Kalp yetmezliği yakınmalarını azaltmaya yardımcı olmak için günde 3 kez 2 gram L-Taurin veya günde 3 kez 1.000-2.000 mg L-Arginin kullanılması
önerilmektedir.

B1 vitamini (Tiyamin): Kalp hücrelerinde enerji üretimi için gerekli olan bir vitamindir. Diüretik kullanımı B1 vitamini düzeylerinde azalmaya neden olabilmektedir. B1 vitamini günde toplam 200-250 mg, kalp yetmezliği hastaları için takviye olarak önerilmektedir.

Kalp Yetmezliğine İyi Gelen Bitkiler ve Bitkisel Takviyeler

Terminalia arjuna: Ayurvedik tıpta kullanılmaktadır. Ağaç kabuklarından ekstresi hazırlanır. Günde 3 kez 500 mg önerilir.

Sarımsak ekstresi: Kan basıncının ve kolesterol düzeyinin düşürülmesine yardımcı olmaktadır. Günde 2 kez 600 mg sarımsak ekstresi içeren takviye alınması önerilmektedir.

Sarımsak: 1-2 diş sarımsağın (4 gram civarında) bir gün içinde tüketilmesi önerilir ancak etkili bileşiklerinin açığa çıkması ve etkinin görülebilmesi için sarımsaklar çiğnenerek ya da kullanmadan önce mutlaka ezilerek alınmalıdır. Uyarı: Sarımsağın kan sulandırıcı ilaçların etkinliğini artırma potansiyeli bulunmaktadır. Kan sulandırıcı ilaçları kullanan kişilerin, sarımsak içeren takviyeleri hekim kontrolünde kullanması gerekmektedir. Planlanmış ameliyatlarda, en az 2 hafta öncesinden sarımsak tüketimine son verilmelidir.

Alıç: Günde 3 kez 200-300 mg alıç ekstresi içeren takviye kullanılması önerilmektedir.

Alıç çayı: Kalp yetmezliğinin ilk evrelerinde sağlığı korumak ve kalp üzerinde uzun süreli koruyucu etki sağlamak amaçlı tüketilmesi önerilen bir çaydır. Alıç çayının ekstre içeren formülasyonlarına göre etkisi daha zayıf olup uzun süreli ve düzenli kullanımdan sonra kalp üzerine olumlu etkileri görülmektedir. Alıç çiçeği ve alıç yaprakları eşit miktarlarda alınıp karıştırılır. 1-2 tatlı kaşığı drog karışımı 1 fincan (150 ml) kaynar su içinde ağzı kapalı olarak 5-10 dakika demlemeye bırakılır ve süzülür. Günde 2 kez birer fincan içilmesi tavsiye edilmektedir.

Periferal, Santral ve Benign Poziyonel Vertigo Nedir?

0

Toplumda oldukça sık rastlanan sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkan vertigo konusunda genel bilgiler. Genel anlamıyla vertigo, santral vertigo ve periferik vertigo nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Vertigo atağı nasıl ortaya çıkar, süreç nasıldır? Vertigo kalıcı mıdır, işitme kaybına neden olur mu?

Periferal Vertigo ve Santral Vertigo

Vertigo, denge sisteminde bozukluk sonucu ortaya çıkan dengesizlik ve baş dönmesi yakınmalarına verilen isimdir. Baş ağrısı ve sırt ağrısı gibi, doktora en sık başvuru nedenleri arasındadır. Toplumda genel olarak görülme sıklığı %5-10, 40 yaş üstünde %40 ve 65 yaş üstünde %25’tir. İç kulak, vücut dengesinden sorumludur. İç kulaktan beyne uyarılar gider ve vücut dengede kalır. Eğer iç kulakta bir problem varsa, beyne yanlış ve eksik uyarılar gidecektir, buna periferal vertigo denir. Bu durumda dengeyi sağlayamama, çınlama ve baş dönmesi şikâyeti ortaya çıkar. En çok periferal tip vertigo görülür. Eğer hasar, iç kulaktan beyne sinyalleri ileten sinirde veya beyinde ise buna santral vertigo isimi verilir. Santral vertigo nedenleri migren, geçici damar tıkanıklığı, beyin damar hastalığı, multipl skleroz, kafa içi tümörlerdir.

Vertigoya Sebep Olan Hastalıklar Neler?

Periferal tip klasik vertigoda kalıcı işitme kaybı beklenmez, atak geçince kişiler normal hayatına devam eder. Baş dönmesi bir hastalık değildir, hastalık belirtisidir. Meniere hastalığı, diğer iç kulak hastalıkları, migren, uzun süreli kulak iltihabı, tansiyon yükselmesi/düşmesi, şeker hastalığı (diyabet), kolesterol yüksekliği (hiperlipemi), bazı ilaçlar (asetilsalisilik asit, aminoglikozid vb), beyin damar hastalıkları, beyin tümörleri, felç geçirme, göz bozuklukları ve stres gibi birçok neden baş dönmesi yapar. Kemik kaybı (osteopeni) veya kemik erimesi (osteoporoz) gibi kalsiyum eksikliği ile giden rahatsızlıklarda benign pozisyonel vertigo ismi verilen baş dönme atakları görülebilir. Özellikle menopoza giden kadınlarda baş dönmesi yakınmalarının altında kalsiyum eksikliği görülebilir, değerlendirilmeleri gerekir.

Ani Ortaya Çıkan Vertigo

Ani başlangıçlı periferik vertiogonun en sık nedeni herpes virüs enfeksiyonudur. Benign poziyonel vertigo da ikinci sık nedenidir. Meniere hastalığı iç kulakta sıvı birikmesi sonucu oluşur. Halk arasında iç kulak tansiyonu olarak da bilinir. Orta yaş ve ileri yaşta daha sık görülür. Nedeni tam bilinmemektedir. Aşırı tuz tüketimi, uykusuzluk, stres, menopoz dönemi gibi durumlarda ortaya çıkması kolaylaşır. Genelde tek kulakta olmakla birlikte iki kulakta birden tutulum olabilir. İlerleyici işitme kaybına neden olur.

SANTRAL VERTİGO BELİRTİLERİ | santral ve periferik vertigonun farkı nedir | santral vertigo |

Öne Çıkanlar

Şifalı Bitkiler

Hastalıklar