Ana Sayfa Hastalıklar

Hastalıklar

Hastalık sebepleri, hastalık belirtileri, korunma, teşhis ve tedavi. Dikkat edilmesi gerekenler. Hangi belirti hangi hastalığın işareti.

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Belirtileri ve Semptomları

Günümüzde sık rastlanan hastalıklar arasında bulunan fibromiyalji vücudun kas guruplarında sertleşme ve düğümleşme ile ortaya çıkan ve ağrılara sebebiyet veren bir hastalık. | Fibromiyalji nedir?

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Belirtileri ve Semptomları

Fibromiyalji belirtileri kapsamında en az üç ay süren kas ağrılarının olması gerekir. Kulunç ağrısı şeklinde ifade edilir. Kulunca, yani fibrositise en sık sırt ve boyunda rastlanır. Ancak bütün kaslarda görülebilen bir durum da olabilir. Adale içinde oluşan sert düğümcükler hastaya şiddetli ağrı verir. Vücutta hassas ya da tetik noktası denilen ağrı noktaları bulunmaktadır. Ağrı noktalarına bası uygulanarak hassasiyet belirlenir. Tanı koymak için tetik noktaların varlığı gereklidir.

Uyku Bozukluğuna Sebep Oluyor

Uyku bozuklukları da fibromiyalji belirtileri arasında görülür. Kişi, uyuyamama, gece sık sık uyanma nedeniyle sabahları yorgun kalkar. Yetersiz uyku serotonin düşüklüğüne, o da ağrı eşiğinin azalmasına sebep olur. Gece uykusu alınamadığı ve tam olarak dinlenilemediği için gün boyunca keyifsizlik, isteksizlik ya da sinirlilik hali görülür. Bu kişilerde, sabah yataktan kalktıkları zaman “sanki dayak yemiş gibi kalktım” ifadelerine sıkça rastlanır. Tükenmişlik görülür. Bu bulgular aynı zamanda depresyona ait belirtilerdir.

Fibromiyalji belirtileri arasında diğer sık görülen belirtiler ise göz ve ağız kuruluğudur. Baş ağrısı, ishal, kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık, gaz, şişkinlik, sık idrara çıkma, ağrılı adet görme ve kulak çınlaması da fibromiyalji belirtileri arasında yer alır.

Kan Testi Sonuçları Normaldir

Adale romatizması – fibromiyalji belirtileri taşıyan hastalarda kan testleri yapılmasına rağmen tüm değerler normal görülür ve herhangi bir bozukluğa rastlanmaz. Adale romatizması, yani fibromiyalji teşhisinin konamaması ve teşhis edilememesi ile hastalar hekim hekim dolaşırlar. Sürekli ağrı kesiciler kullanmaya başlar ve yine ağrı kesicilerin yan etkileri ile uğraşmak zorunda kalırlar. Bilindiği üzere ağrı kesicilerin sürekli kullanılması mide problemlerine sebebiyet verebilmektedir. Tanı ve teşhisin doğru konması yüksek derecede önem taşımaktadır.

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Nedir, Tedavisi Var Mı?

Adale romatizmasının diğer adı fibromiyaljidir. Kas ve yumuşak dokuyu etkileyen bir hastalıktır. Dünyada en sık görülen genel bir ağrı hastalığıdır. Sıklıkla orta yaş kadınlarda görülür. Yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hormonal değişiklikler, stres, beyinde serotonin düşüklüğü gibi faktörlerle ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Multipl skleroz, inflamatuar bağırsak hastalığı, romatoid artrit gibi sistemik hastalıklarda, kronik yorgunluk sendromu ve migren gibi rahatsızlığı olanlarda daha fazla rastlanır. Fibromiyalji hastaların ebeveynlerinde de aynı hastalığın görülme oranı yüksektir.

Fibromiyaljinin Tedavisi Var Mı?

Adale romatizması yani fibromiyalji belirtileri taşıyan hastalarda öncelikle düzenli uykunun bir şekilde sağlanması gerekmektedir. Uykuyu bozan, çay, kahve ve gazlı içecekler akşam saatlerinde mümkün olduğunca az tüketilmelidir. Antidepresan ilaçlar verilir. Antidepresanların etkisinin ortaya çıkması için en az iki hafta süre gerekmektedir. Diğer yandan antidepresan ilaçların hekimin tavsiye ettiği ve planladığı şekilde kullanılması ayrıca önem taşır. Antidepresan etkinin oluşması beklenirken bu dönemde yakınmaları azaltmak için ağrı kesiciye başlanır. Sürekli olarak ağrı kesici kullanmaktan kaçınılmalı ve bu noktada oldukça dikkat gösterilmelidir.

Fibromiyalji Tedavisi İçin Kullanılan İlaçlar

Fibromiyalji belirtileri olan hastaya stresle başa çıkma yöntemleri anlatılır. Günlük egzersizler yapması önerilir. Amitriptilin, duloksetin veya pregabalin gibi ilaçlar tedavide doktor kontrolünde kullanılabilir. Bazen ağrı olan kas bölgelerine doktor tarafından enjeksiyon ile lokal anestezik ilaçların uygulaması da yapılmaktadır ve bu uygulama ağrıların 2-3 ay düzelmesini sağlamaktadır.

Monosodyum glutamat (MSG) ve aspartam gibi gıda katkı maddeleri sinir uçlarının ağrı uyarısına karşı hassasiyetini arttırır. Fibromiyalji belirtileri olan bazı kişilerde gıdalarla alınan bu katkı maddelerinin gıda ile alımının engellenmesiyle belirtiler bir miktar azalmaktadır. Bu nedenle işlenmemiş ve gıda katkıları kullanılmayan besinlerin tüketilmesi oldukça yararlı olacaktır. Gazlı içecekler ve fast food beslenme tarzı belirtilerin artmasına sebep olabilir.

Anamnez Alma Nedir? Doğru Anamnez Alma Nasıl Yapılır?

Sağlıklı bir muayenenin temelini sağlıklı ve kaliteli bir anamnez oluşturur. Peki anamnez alma nedir?

Hastanın hastalığı ile ilgili bilgilerin ayrıntılı olarak alınması işlemine anamnez alma denir. Anamnezin iyisi ve doğrusu hastadan alınandır. Ancak bilinç bozukluğu olanlarda, küçük çocuklarda, yaşlılığa bağlı demans durumlarında ve dil – lisan yetersizliği olan hastalarda hastanın yakın çevresinde alınır. Hastasıyla karşılaşan doktor öncelikle hastasına rahat bir konuşma fırsatı vermeli ve hastayı dikkatle dinlemelidir. Hekimin sorduğu sorular basit ve anlaşılır yani hastanın kolaylıkla anlayabileceği şekilde olmalıdır.

Anamnez alma sürecini yöneten hekim hastasını dinlerken ilgisiz yahut endişeli bir görünümden kaçınmalı, nazik ve müşfik bir tavır içinde hastanın güvenini kazanmaya çalışmalıdır. Fakat bu yapmacık bir şekilde değil içten gelen bir duyguyla olmalıdır.

Anamnez alma sürecinde bazı hastalar şikayetlerini ifade ederken kelimeleri bulmakta güçlük çekmekte veya kendi yaşadıkları yörede kullandıkları deyim ve kelimelerle anlatmaya çalışırlar. Bu tür durumlarda hekim gerekli soruları sorarak, hastanın neyi ifade etmek istediğini anlamaya çalışmalıdır. Bazı hastalar çok suskun, bazı hastalar ise aşırı konuşkan olabilir. Anamnez sürecinde hekimin yapması gereken şey doğru soruları sorarak yönlendirmek ve önemli bilgileri alabilmektir.

Şartlara göre değişmekle beraber hastane servislerinde, polikliniklerde, evde veya muayenehanede olsun her hastaya yeterli bir zaman ayrılmalıdır.

kardiyolojik anamnez nasıl olmalıdır | odyologlar için doğru anamnez |

Damar Sertliği Nedir, Nasıl Oluşur? Sebepleri Nelerdir?

Damar sertliği, tıp dilinde aterosklreroz demektir. Atardamarlar; iç, orta ve dış tabaka olmak üzere 3 tabakadan meydana gelmektedir. Damarın iç tabakası ince hücre örtüsü ile kaplı olup orta tabakaya dayanır. Orta tabaka, düz kas hücrelerinden oluşmaktadır. Düz kas hücrelerinin kasılması ile damarlar genişleyip daralarak kan geçişini sağlar. Damarın iç tabakası, yani damar boşluğuna bakan kısımda çocukluktan itibaren yağ izleri oluşmaya başlar. Yağ izleri arttıkça fibroblast denen, yaraları tamir eden hücreler gelir. Fibröz plak dediğimiz doku oluşur. Monosit, makrofaj gibi savunma hücreleri, pıhtılaşmayı sağlayan hücreler yapışır. Yağlar plakta birikir, kalsiyum ve fosfor çökmeleri oluşur. Böylece damar içinde lümeni daraltan bir yapı meydana gelir. Damarlar boru gibi sertleşir. Fibröz plaklar damar boyunca eşit olarak bulunmaz, bazı yerlerde çok bazı yerlerde azdır.

Damar Serliği Ölümcül Sonuçlar Doğurabilir

Büyük plaklar parçalanıp koparsa, emboli riski bulunur. Akciğerde emboli olması çok ciddi bir durumdur ve ölüm riski vardır. Beyne emboli atarsa felç riski oluşur. Plak içi kanamalar ve kan birikmesi sonucu damar boşluğu daha çok daralır. Damar sertliği en sık kalbin koroner damarlarında ve beyin damarlarında görülmektedir. Tam tıkanması halinde kalp krizi veya felç gelişebilir.

Damar Sertliği (Ateroskleroz) Sebepleri Neler?

Damar sertliğine neden olan risk faktörleri şunlardır: Şeker hastalığı, hipertansiyon, sigara, kan yağları (özellikle LDL kolestrol) yüksekliği, iyi kolestrol (HDL düşüklüğü), trigliserit yüksekliği, erkek cinsiyet, şişmanlık, kadınlarda menopoz dönemine girmiş olmak, ailesel yatkınlık, kronik böbrek yetmezliği ile diyaliz hastası olmak, yaşın ilerlemesi, masa başı çalışma ve hareketsiz yaşam tarzı.

Periferal, Santral ve Benign Poziyonel Vertigo Nedir?

Toplumda oldukça sık rastlanan sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkan vertigo konusunda genel bilgiler. Genel anlamıyla vertigo, santral vertigo ve periferik vertigo nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Vertigo atağı nasıl ortaya çıkar, süreç nasıldır? Vertigo kalıcı mıdır, işitme kaybına neden olur mu?

Periferal Vertigo ve Santral Vertigo

Vertigo, denge sisteminde bozukluk sonucu ortaya çıkan dengesizlik ve baş dönmesi yakınmalarına verilen isimdir. Baş ağrısı ve sırt ağrısı gibi, doktora en sık başvuru nedenleri arasındadır. Toplumda genel olarak görülme sıklığı %5-10, 40 yaş üstünde %40 ve 65 yaş üstünde %25’tir. İç kulak, vücut dengesinden sorumludur. İç kulaktan beyne uyarılar gider ve vücut dengede kalır. Eğer iç kulakta bir problem varsa, beyne yanlış ve eksik uyarılar gidecektir, buna periferal vertigo denir. Bu durumda dengeyi sağlayamama, çınlama ve baş dönmesi şikâyeti ortaya çıkar. En çok periferal tip vertigo görülür. Eğer hasar, iç kulaktan beyne sinyalleri ileten sinirde veya beyinde ise buna santral vertigo isimi verilir. Santral vertigo nedenleri migren, geçici damar tıkanıklığı, beyin damar hastalığı, multipl skleroz, kafa içi tümörlerdir.

Vertigoya Sebep Olan Hastalıklar Neler?

Periferal tip klasik vertigoda kalıcı işitme kaybı beklenmez, atak geçince kişiler normal hayatına devam eder. Baş dönmesi bir hastalık değildir, hastalık belirtisidir. Meniere hastalığı, diğer iç kulak hastalıkları, migren, uzun süreli kulak iltihabı, tansiyon yükselmesi/düşmesi, şeker hastalığı (diyabet), kolesterol yüksekliği (hiperlipemi), bazı ilaçlar (asetilsalisilik asit, aminoglikozid vb), beyin damar hastalıkları, beyin tümörleri, felç geçirme, göz bozuklukları ve stres gibi birçok neden baş dönmesi yapar. Kemik kaybı (osteopeni) veya kemik erimesi (osteoporoz) gibi kalsiyum eksikliği ile giden rahatsızlıklarda benign pozisyonel vertigo ismi verilen baş dönme atakları görülebilir. Özellikle menopoza giden kadınlarda baş dönmesi yakınmalarının altında kalsiyum eksikliği görülebilir, değerlendirilmeleri gerekir.

Ani Ortaya Çıkan Vertigo

Ani başlangıçlı periferik vertiogonun en sık nedeni herpes virüs enfeksiyonudur. Benign poziyonel vertigo da ikinci sık nedenidir. Meniere hastalığı iç kulakta sıvı birikmesi sonucu oluşur. Halk arasında iç kulak tansiyonu olarak da bilinir. Orta yaş ve ileri yaşta daha sık görülür. Nedeni tam bilinmemektedir. Aşırı tuz tüketimi, uykusuzluk, stres, menopoz dönemi gibi durumlarda ortaya çıkması kolaylaşır. Genelde tek kulakta olmakla birlikte iki kulakta birden tutulum olabilir. İlerleyici işitme kaybına neden olur.

Kupa Çekme Nerelere Yapılır Hangi Hastalıklara İyi Gelir?

Binlerce yıldır kullanılan hemen hemen hiç yan etkisi olmayan, hata riski taşımayan, kolay uygulanan, masrafsız, çabuk ve etkili, kupa çekme işlemini herkes uygulayabilir. Faydası ve uygulama şekli hacamata benzediği için, “küçük hacamat” olarak da adlandırılır. Bıngıldak ve ense çukuru hariç, vücudun her yerine kupa kapatılabilir.

Kuru Kupa şişe çekme yani küçük hacamat vücudun hangi bölgelerine uygulanabilir? Hacamat hangi hastalıklara iyi gelir? Hacamatın yan etkisi var mı? Hacamatın faydaları neler? Hacamat tiroid bezi, lenf bezi, diş eti, bağırsak, prostat, fıtık, böbrek, tansiyon ve omurga hastalıklarına iyi gelir mi?

Kuru kupa şişe çekme yani küçük hacamat uygulaması vücudun birçok bölgesine uygulanabilir. Uygunlandığı bölge itibariyle çeşitli organlara ve hastalıklara iyi gelir, tedavi eder, ağrıyı kesebilir.

Kuru Kupa (Küçük Hacamat) Hangi Bölgelere Uygulanır, Hangi Hastalıklara İyi Gelir?

Omuz, sırtın orta kısmı ve yanlara kupa kapatmak (son kaburga kemiğine kadar omurganın iki tarafı) akciğer, karaciğer, safra kesesi, pankreas, mide hastalıkları ve ağrılarına, yüksek tansiyon, omurgada kireçleme ve bo yun fıtığına çok iyi gelir.

Sırtın alt kısmına (son kaburga kemiğinden başlayarak kuyruk sokumuna kadar omurganın iki tarafı) kupa kapatmak bel ağrısı, yüksek tansiyon, böbrekler ve kadın-erkek hastalıklarına iyi gelir.

Şakakların alt kısmına (kulaklar önüne) kupa kapatmak göz, burun, dudak, yanak, kulak, boğaz, boyun, diş ve diş eti hastalıklarına iyi gelir; beyni temizler, cildi güzelleştirir.

Kulak Altı, Çene Altı ve Göğüslere Hacamat Uygulaması

Kulak altı ve biraz arkasına kupa kapatmak kulak, burun, göz hastalıkları, ön dişler ve köpek dişleri, baş ağrısı, baş titremesi, karaciğer ve safra kesesi ağrılarına iyi gelir.

Çene altına kupa kapatmak boyun fıtığı, bademcik, çene, göz, burun, kulak, dudak, diş, diş eti, yanak, ses telleri, tiroid bezi ve lenf bezi hastalıklarına iyi gelir; cildi güzelleştirir.

Gögüslerin üstüne, altına ve uçlarına kupa kapatmak göğüsteki tıkanıklığı dağıtır, sütü artırır.

Cinsel Bölge, Göbek Üstü ve Topuklara Hacamat Uygulaması

Makat-cinsel organ arasına kupa kapatmak basur, prostat, fil hastalığı ve adet düzensizliğine iyi gelir.

Makata kupa kapatmak kafadan ve bütün bedenden kanı aşağı çeker. Organlara ve vücuda rahatlık verir, özellikle bağırsaklara, prostat hastalıklarına ve adet düzensizliğine iyi gelir.

Uylukların içine kupa kapatmak basur, göbek fıtığı, kasık fıtığı, gut hastalığı, kalça ve topuk ağrılarına iyi gelir. Uylukların önüne kupa kapatmak erbezi ödemi, kalça ve baldır yaralarına iyi gelir. Uylukların arkasına kupa kapat dindirir, uyluklardaki yara ve ağrıları giderir.

Topuklara kupa kapatmak şişe çekme yapmak adet düzensizliği, siyatik ve gut hastalığına iyi gelir.

Göbek üstüne kupa kapatmak yağları dağıtır, cildi güzelleştirir, kabızlık, fıtık, mide ve karın ağrısına iyi gelir.

Göbek çukuruna yarım litrelik kupa kapatmak, karın ağrısı ve adet düzensizliğine iyi gelir.

Hangi Hastalıklar Kuru Veya Balgamlı (Prodüktif) Öksürük Yapar?

Öksürük akciğerlerin savunması için meydana gelen bir savunma mekanizması ve patlayıcı bir ekspirasyondur. Öksürüğün meydana gelmesinde derin bir inspirasyonu takiben glottis kapanır, karnın ve göğsün ekspiratuvar kasları akciğer ve göğüs içinde yüksek basınç meydana getirecek şekilde kasılırlar, glottis aniden açılır. Yükselen basınçla daralan solunum yollarından havanın hızla çıkması ile zararlı maddelerin atılması sağlanır.

Üst solunum yollarının infeksiyonları çoğu zaman öksürükle seyreder. Böyle öksürükler genellikle 2-3 hafta içerisinde düzelir. Öksürük devam ediyorsa tetkik yapılması gerekmektedir.

Öksürüğün görüldüğü bir hasta şikayetinde şu sorular önemlidir:

Öksürük ne kadar süredir devam ediyor?
Öksürük aniden mi başladı ve öksürüğün şekli nasıl?
Hasta sigara içiyor mu, içiyorsa günde kaç adet ve kaç yıldır?
Balgam var mı? Günde ne kadar balgam çıkarılıyor? Ne renk, kötü kokulu mu, kanlı mı?
Öksürük başlayınca uzun mu sürüyor?
Öksürük yemeklerden sonra mı görülüyor?
Öksürüğün pozisyonla ilgisi var mı?
Öksürük bir şekilde atlatılabiliyor mu?
Öksürükle birlikte ateş, baş ağrısı, gece terlemesi, göğüs ağrısı, saman nezlesi, nefes darlığı, kilo kaybı, ses kısıklığı veya şuur kaybı var mı?
Evcil hayvan besleniyor mu?
Tüberkülozlu bir hasta ile temasta bulunuldu mu?

Öksürükle birlikte balgam görülüyorsa buna prodüktif öksürük denir. Birlikte balgam yoksa o takdirde non-pordüktif veya kuru öksürük denir.

Prodüktif (balgamlı) öksürüğün en sık rastlanan sebepleri şunlardır:

Viral, bakteriyel, mikotik, riketsiyal veya parazit orjinli infeksiyon hastalıkları.
Zararlı gaz, duman veya yabancı cisim.
Astma ve alerjik rinit gibi allerjiler.
Maliğniteler. Özellikle bronş kanserleri.
Vasküler sorunlar.
Pnömokonyoz ve akciğeri de tutan kollagen hastalıklar.

Kuru (balgamsız) öksürüğün başlıca sebepleri ise şöyle:

Solunum yolları ve akciğer infeksiyonlarının ilk devreleri. Koriza, influenza, trakeit, akut bronşit ve viral pnömani gibi. Uzun süreli öksürükler akciğer tüberkülozunun erken belirtileri arasında yer alır.

Sol kalp yetmezliği: Burada karakteristik olarak öksürük ve nefes darlığı sabaha karşı 2-3 arasında hastayı uyandırır.

Bronş kanseri: Burada bazen öksürük ilk semptom olarak ortaya çıkar.

Solunum yollarına yabancı cisim kaçması: Şayet yabancı cisim trakea ve büyük bronşlardan birinde ise birlikte wheesing ve stridor bulunur. Küçük bir yabancı cisim başlangıçta asemptomatik olabilir. Fakat daha sonra tıkanan yerin periferinde akciğer absesi ve bronşiektazi gelişebilir.

Diffüz pulmoner fibrozis, sarkoidozis, alerjik alvolitis, asbestozis veya akciğer fonksiyonlarının da restriktif paterne sebep olan herhangi bir hastalık.

Trakea basısı: Aorta anevrizması, tümör veya lenfadenomegalilerin trakeaya bası yapması gibi.

Antihipertansif olarak kullanılan angiotensin converting enzim inhibitörleri hastaların yüzde 10’unda öksürüğe sebep olabilir. İlaç kesildiğinde öksürük de kesilir.

Sinirsel nedenler: Stres altındaki sinirli kimselerde kuru öksürük ortaya çıkabilir. Hastanın bu noktaya dikkati çekilince öksürük artar. Uyku esnasında veya hastanın dikkati başka noktalara çekilirse öksürük azalır ve kaybolur. Bu durumda hastanın tetkiklerinin yapılarak psikojenik öksürük tanısı konulması önem taşır.

Sigara: Sigara kronik öksürüğün en sık rastlanılan nedenidir. Bu öksürüğün sebebi tütündeki irritan maddelerin inhalasyonudur. Sigara tiryakileri en fazla sabah öksürürler. Uyku sırasında öksürük azalır. Sabah hasta uyandığında solunum yollarının biriken atıklardan temizlenmesi için prodüktif bir öksürük başlar. Sigarayı bırakan bir kimsede belli bir zaman sonra öksürük ve balgam kaybolur.

Hemoroid (Basur) Nedir? Hemoroid Sebepleri, Belirtileri ve Şikayetler

Hemoroid toplumda çok sık rastlanan ve toplumun büyük çoğunluğunun yaşadığı bir rahatsızlık olarak ön plana çıkmaktadır ve halk arasında yaygın bir şekilde bilinir. Peki hemoroid nedir? Hemoroid belirtileri nelerdir, hastada hangi şikayetlere sebebiyet verir?

Hemoroid halk arasında çok yaygın bir şekilde basur olarak bilinir. Hemoroidal damar yumağından dolayı bu ismi almıştır. Hemoroidal damarlar makat çıkışında bulunur ve yastıkçık görevi görür. Bu damarlar şişip genişlediği ve sarktığı zaman basur hastalığına neden olur. Çok yaygın bir hastalıktır.

Hemoroid’in (basur) sebepleri nelerdir?
Karın içi basıncını arttıran ıkınma, kabızlık, ishal, hamilelik, obezite, sürekli oturmak, uzun süren öksürükler, hareketsizlik, genetik yatkınlık, laksatif yani ishal yapıcı ilaçların uzun süre kullanılması, yaşlanma, makattan ilişki, lifsiz gıdaları az tüketmek hemoroide sebep olan başlıca etkenlerdir.

İç ve dış hemoroid nedir?
İç ve dış hemoroid olmak üzere iki çeşit hemoroid vardır. İç hemoroid, makatın içinde bulunur, ağrı daha az görülür. Dış hemoroid ise makatın dış kısmında bulunur. Dış hemorid belirtileri daha şiddetli olduğundan çabuk farkedilir.

Hemoroid (basur) belirtileri ve şikayetleri nelerdir?
Makatta ağrı, kaşıntı, kan gelmesi, tuvalet kağıdına kan bulaşması, hemoroid memsinin ele gelmesi şikayetleri vardır. İç hemoroidde başlangıçta ağrı yoktur. İç hemoroid ilerledikçe hemoroid memesi ele gelir, hemoroid memesi şiştikçe ağrı yapmaya başlar. Hemoroid memesi elle sıkıldığı zaman kan boşalır.

Hemoroid dışı durumlar görülebilir
Bazı durumlarda hasta farklı sorunlar yaşarken şikayetlerin benzerliğinden dolayı hemoroid hastası olduğunu düşünebilir. Makatta çizik, yırtık, apse, kanser gibi hastalıklar bazen hemoroidle karıştırılabilir. Hemoroidde kesin tanı makattan yapılacak olan muayene sonrasında konur. Hemoroid günümüzde tıbbi olarak tedavi edilebilmektedir. Hemoroid için bitkisel tedavi, bitkisel kür ve diyet uygulamaları mevcuttur.

Hemoroid Tedavisi, Hemoroid İçin Diyet ve Hemoroide İyi Gelen Uygulamalar

Toplumda çok yaygın olarak görülen hemoroid (basur) hastalığı için çeşitli tedavi yöntemleri mevcut. Bunlar arasında tavsiye olarak öne çıkanlardan bir tanesi oturma banyosu. Oturma banyosu yönteminde ılık suda 15 dakika kadar oturulur. Hemoroid sorunu yaşayanlara sıkça tavsiye edilen bir yöntemdir. Diğer yandan makattan kullanılan fitil veya kremler, ağızdan alınan tabletler de basur tedavisinde kullanılan yöntemler arasında yer alır.

Hemoroid sorunu yaşayan hastalara cerrahi müdehale de yapılabilmektedir. Yapılacak olan cerrahi müdehale ile hemoroidal damarlar çıkarılabilir. Bant ligasyonu yöntemi ile hemoroidal damarlar boğulur. Ayrıca kan damarlarının yakılması, lazerle damarları küçültme gibi tedaviler de var.

Homoroid için diyet ve bol lifli beslenme uygulaması

Hemoroid tedavisinde ve takibinde diyet uygulamalarının yeri önemlidir. Yüksek oranda lifli gıda içeren meyve, sebze ve tam tahıl ürünlerinin tüketilmesi, dışkının hacimli ve yumuşak olmasını sağlayarak hemoroidin düzelmesine yardımcı olur.

En az iki litre ve çoğunluğu su olacak şekilde sıvı tüketilmelidir. Alkol ve kafeinli içecekler çay, kahve vb. idrar çıkışını arttırıp sıvı kaybına neden olacağı için dışkının sertleşmesine neden olur ve bu yüzden ya hiç tüketilmemeli ya da limitli tüketilmelidir.

Erkekler için günlük 38 gram, kadınlar için günlük 25 gram lif alınması önerilmektedir. Gıdalarla yeterince lif tüketemeyenler için eczanelerden alınabilecek lif içeren destekler yararlı olabilir. Lifli destekleri kullananlar en az 2 litre su içmelidir, bol su içilmediği takdirde kabızlık artabilir ve bu da hemoroidi kötüleştirebilir.

Hemoroidde nelere dikkat etmek gerekiyor?

Hemoroid – basur sorunu yaşayan hastalar yaşam tarzlarında bazı değişikliklere giderek durumu kontrol altına alabilirler.

Aşırı ıkınmak ve nefesi tutmak: Makat ve toplardamar üzerinde basıncı arttırıp hemoroidi arttırabilir, dışkının bu bölgeyi daha da zedelemesine sebep olabilir. Diğer yandan iç hemoroidlerin dışarı çıkmasına da neden olabilir, dikkat edilmesi gerekir.

Ağırlık kaldırılması ve sigara: Aşırı ağır yüklerin kaldırılması karın içi basıncı arttırarak hemoroide neden olabilir. Sigara içilmesi bronşite ve öksürüğe neden olup dolaylı yoldan hemoroide sebebiyet verebilir. Şişmanlık hemoroide neden olabileceği için beslenme ve egzersiz programı ile kilolar kontrol altına alınmalıdır.

Tuvalette uzun süre oturmak: Tuvaletler okuma odası veya video izleme odası olarak kullanılmamalı, uzun süre tuvalette oturulmamalıdır. Uzun süre tuvalette oturmak makattaki toplardamarlar üzerinde basıncı arttırıp hemoroide neden olur.

Uzun süre ayakta durmak veya uzun süre oturmak: Yine hemoroid üzerinde basıncı arttırabilir. Kişi uzun süre oturmak zorundaysa bir simit üzerine oturabilir.

Spor ve hemoroid: Hareket etmek ve orta derecede egzersiz yapmak bağırsak hareketlerini düzenleyip kabızlık ve hemoroidin azalmasını sağlar. Yürümek, bisiklete binmek, koşmak gibi egzersizler strese karşı da yardımcı olur ve hemoroide karşı etkilidir.

Ilık su uygulaması: Günde 2-3 defa ılık suya 10-15 dakikalık oturma banyoları yararlıdır. Makat bölgesinin her gün ılık suyla nazikçe yıkanması ve ılık sıcaklıkta saç kurutma makinesi ile kurutulması yararlıdır. Sabun şart olmayıp yakınmaları arttırabilir. Alkollü veya parfümlü temizlik maddeler kullanılmamalı, kuru tuvalet kağıdı yerine ıslak olanlar tercih edilmelidir.

Buz torbası uygulaması: Şişlik fazla ise günde 4-5 defa beze sarılmış buz torbaları 10-15 dakika uygulanabilir. Buz doğrudan temas ettirilmemeli, ince beze sarılmamalıdır. Uzun süre ishal yapıcı ilaçlar kullanılmamalıdır. Bu ilaçlar kısa vadede işe yararken uzun vadede bağırsak tembelliğini arttıracağından kabızlık ve basur için olumsuz etki eder.

Eklem Ağrısı ve Eklem İltihabı, Artralji ve Artrit, Belirtileri ve Teşhis

Eklemler, hareketi sağlayan temel yapılardan biridir. Eklem, kemiklerin birleştiği bölümdür. Kemiklerin eklem yapan yüzeyleri kıkırdak doku ile örtülüdür. Eklem içi boşluk eklem sıvısı içerir. Eklem sıvısı, kayganlık vererek hareketi kolaylaştırır. Eklem çevresinde koruyucu bir kılıf olan eklem kapsülü vardır. Eklem çevresinde bağlar, kaslar bulunur. Kıkırdak doku ve kas yapısı zayıflaması ile bu yapıların birinde hasar olması veya eklem sıvısında azalma, eklem ağrısına neden olur. Kazalar, burkulmaya sebebiyet vererek ağrı yapar.

Eklem ağrısına artralji, eklem iltihabına ise artrit denmektedir. Artralji ve artrit en sık el, diz, bilek, dirsek ve bel omurlarındaki eklemlerde meydana gelmektedir.

Romatoid artrit, Behçet hastalığı, fibromiyalji, ailevi akdeniz ateşi, iltihaplı romatizma, lupus hastalığı, gut hastalığı, kortizon tedavisi, şişmanlık, yaşlılık, kireçlenme, burkulma, eklemin sürekli zorlanması, menisküs yırtıkları, öpücük hastalığı, yaygın iltihaplar, tümörler gibi birçok rahatsızlık eklem ağrısına sebep olabilir.

Eklem ağrısı ve eklem iltihabı (Artralji ve Artrit) belirtileri, teşhis ve tanı

Behçet hastalığı, romatoid artrit (iltihaplı eklem romatizması), lupus hastalığı bağışıklık sistemindeki bozukluktan kaynaklanır. Behçet hastalığında eklem ağrısına deri, göz damar, sinir tutulumu bulguları eşlik eder. Tekrarlayan ağız içi yaralar ve genital bölge ülserleri, göz iltihabı, sinir iltihabı mevcuttur. Farklı derecede deri lezyonları vardır. En sık, diz eklemi tutulur. Bazen de birkaç eklemde tutulum olabilir. Eklem şiş ve kızarıktır, eklemin hareketi kısıtlanmıştır.

Eklem iltihabı ve eklem ağrısı yapan hastalıklar

Lupus hastalığı deri, böbrek, eklem, kalp, karaciğer gibi tüm hayati organlara hasar verir. Lupus hastalığında da farklı deri döküntüleri görülür. Eklem ağrısına el parmaklarında rastlanır. Hareket kısıtlılığı ve hassasiyet mevcuttur. Eklemlerde kalıcı şekil bozukluğu olmaması ile romatoid artritten ayrılır.

Romatoid artrit parmakların 1. boğumu ve el bileği gibi küçük eklemleri iki taraflı, yani simetrik olarak tutan ağrı, şişlik ve kızarıklık ile karakterizedir. Tipik olarak sabahları kalkıldığında eklemlerde sabah tutukluğu ismi verilen bir hareket kısıtlılığı ve ağrı yakınması vardır. Lupustan farklı olarak eklemlerde bozukluklara neden olur.

Gut hastalığı (damla hastalığı) ürik asit yüksekliğinden kaynaklanan eklem iltihabıdır. Sıklıkla ayak baş parmağında görülür. Ağrı, kızarıklık, sıcaklık artışı, hassasiyet vardır. Eklem çevresinde kırmızı-morumsu renkte deri döküntüleri olur.

Eklemin durumunu görüntülemek için röntgen, gerekirse MR tetkikleri istenir. Eklem yüzeylerindeki aşınmalar, kemik çıkıntıları, kırıklar, kistler, tümörler, eklem aralığının küçülmesi, sıvı azalması gibi durumlar tespit edilir. Gerekirse ultrason, eklem içinin görüntülenmesi – artografi, eklemden sıvı alınması tetkikleri yapılır.

Gut hastalığında kanda ürik asit, CRP ve sedimantasyon yükselmiştir. Eklem sıvısı incelendiğinde ürik asit kristalleri görülür.

Behçet hastalığında tanı, hastanın klinik değerlendirmesi ile konulur. Behçet hastalığına özel doku tipleri olmasına karşın bunların saptanamaması tanıyı değiştirmez.

Lupus hastalığında ise eklem bulguları yanında genel bulguların görülmesi ile ilgili ileri incelemeler yapılır. Romatoid artritte de kriterlerine ve romatolojik tahlillere göre tanı konur.