Ana Sayfa Hastalıklar

Hastalıklar

Hastalık sebepleri, hastalık belirtileri, korunma, teşhis ve tedavi. Dikkat edilmesi gerekenler. Hangi belirti hangi hastalığın işareti.

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Belirtileri ve Semptomları

Günümüzde sık rastlanan hastalıklar arasında bulunan fibromiyalji vücudun kas guruplarında sertleşme ve düğümleşme ile ortaya çıkan ve ağrılara sebebiyet veren bir hastalık. | Fibromiyalji nedir?

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Belirtileri ve Semptomları

Fibromiyalji belirtileri kapsamında en az üç ay süren kas ağrılarının olması gerekir. Kulunç ağrısı şeklinde ifade edilir. Kulunca, yani fibrositise en sık sırt ve boyunda rastlanır. Ancak bütün kaslarda görülebilen bir durum da olabilir. Adale içinde oluşan sert düğümcükler hastaya şiddetli ağrı verir. Vücutta hassas ya da tetik noktası denilen ağrı noktaları bulunmaktadır. Ağrı noktalarına bası uygulanarak hassasiyet belirlenir. Tanı koymak için tetik noktaların varlığı gereklidir.

Uyku Bozukluğuna Sebep Oluyor

Uyku bozuklukları da fibromiyalji belirtileri arasında görülür. Kişi, uyuyamama, gece sık sık uyanma nedeniyle sabahları yorgun kalkar. Yetersiz uyku serotonin düşüklüğüne, o da ağrı eşiğinin azalmasına sebep olur. Gece uykusu alınamadığı ve tam olarak dinlenilemediği için gün boyunca keyifsizlik, isteksizlik ya da sinirlilik hali görülür. Bu kişilerde, sabah yataktan kalktıkları zaman “sanki dayak yemiş gibi kalktım” ifadelerine sıkça rastlanır. Tükenmişlik görülür. Bu bulgular aynı zamanda depresyona ait belirtilerdir.

Fibromiyalji belirtileri arasında diğer sık görülen belirtiler ise göz ve ağız kuruluğudur. Baş ağrısı, ishal, kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık, gaz, şişkinlik, sık idrara çıkma, ağrılı adet görme ve kulak çınlaması da fibromiyalji belirtileri arasında yer alır.

Kan Testi Sonuçları Normaldir

Adale romatizması – fibromiyalji belirtileri taşıyan hastalarda kan testleri yapılmasına rağmen tüm değerler normal görülür ve herhangi bir bozukluğa rastlanmaz. Adale romatizması, yani fibromiyalji teşhisinin konamaması ve teşhis edilememesi ile hastalar hekim hekim dolaşırlar. Sürekli ağrı kesiciler kullanmaya başlar ve yine ağrı kesicilerin yan etkileri ile uğraşmak zorunda kalırlar. Bilindiği üzere ağrı kesicilerin sürekli kullanılması mide problemlerine sebebiyet verebilmektedir. Tanı ve teşhisin doğru konması yüksek derecede önem taşımaktadır.

Eklem Ağrısı ve Eklem İltihabı, Artralji ve Artrit, Belirtileri ve Teşhis

Eklemler, hareketi sağlayan temel yapılardan biridir. Eklem, kemiklerin birleştiği bölümdür. Kemiklerin eklem yapan yüzeyleri kıkırdak doku ile örtülüdür. Eklem içi boşluk eklem sıvısı içerir. Eklem sıvısı, kayganlık vererek hareketi kolaylaştırır. Eklem çevresinde koruyucu bir kılıf olan eklem kapsülü vardır. Eklem çevresinde bağlar, kaslar bulunur. Kıkırdak doku ve kas yapısı zayıflaması ile bu yapıların birinde hasar olması veya eklem sıvısında azalma, eklem ağrısına neden olur. Kazalar, burkulmaya sebebiyet vererek ağrı yapar.

Eklem ağrısına artralji, eklem iltihabına ise artrit denmektedir. Artralji ve artrit en sık el, diz, bilek, dirsek ve bel omurlarındaki eklemlerde meydana gelmektedir.

Romatoid artrit, Behçet hastalığı, fibromiyalji, ailevi akdeniz ateşi, iltihaplı romatizma, lupus hastalığı, gut hastalığı, kortizon tedavisi, şişmanlık, yaşlılık, kireçlenme, burkulma, eklemin sürekli zorlanması, menisküs yırtıkları, öpücük hastalığı, yaygın iltihaplar, tümörler gibi birçok rahatsızlık eklem ağrısına sebep olabilir.

Eklem ağrısı ve eklem iltihabı (Artralji ve Artrit) belirtileri, teşhis ve tanı

Behçet hastalığı, romatoid artrit (iltihaplı eklem romatizması), lupus hastalığı bağışıklık sistemindeki bozukluktan kaynaklanır. Behçet hastalığında eklem ağrısına deri, göz damar, sinir tutulumu bulguları eşlik eder. Tekrarlayan ağız içi yaralar ve genital bölge ülserleri, göz iltihabı, sinir iltihabı mevcuttur. Farklı derecede deri lezyonları vardır. En sık, diz eklemi tutulur. Bazen de birkaç eklemde tutulum olabilir. Eklem şiş ve kızarıktır, eklemin hareketi kısıtlanmıştır.

Eklem iltihabı ve eklem ağrısı yapan hastalıklar

Lupus hastalığı deri, böbrek, eklem, kalp, karaciğer gibi tüm hayati organlara hasar verir. Lupus hastalığında da farklı deri döküntüleri görülür. Eklem ağrısına el parmaklarında rastlanır. Hareket kısıtlılığı ve hassasiyet mevcuttur. Eklemlerde kalıcı şekil bozukluğu olmaması ile romatoid artritten ayrılır.

Romatoid artrit parmakların 1. boğumu ve el bileği gibi küçük eklemleri iki taraflı, yani simetrik olarak tutan ağrı, şişlik ve kızarıklık ile karakterizedir. Tipik olarak sabahları kalkıldığında eklemlerde sabah tutukluğu ismi verilen bir hareket kısıtlılığı ve ağrı yakınması vardır. Lupustan farklı olarak eklemlerde bozukluklara neden olur.

Gut hastalığı (damla hastalığı) ürik asit yüksekliğinden kaynaklanan eklem iltihabıdır. Sıklıkla ayak baş parmağında görülür. Ağrı, kızarıklık, sıcaklık artışı, hassasiyet vardır. Eklem çevresinde kırmızı-morumsu renkte deri döküntüleri olur.

Eklemin durumunu görüntülemek için röntgen, gerekirse MR tetkikleri istenir. Eklem yüzeylerindeki aşınmalar, kemik çıkıntıları, kırıklar, kistler, tümörler, eklem aralığının küçülmesi, sıvı azalması gibi durumlar tespit edilir. Gerekirse ultrason, eklem içinin görüntülenmesi – artografi, eklemden sıvı alınması tetkikleri yapılır.

Gut hastalığında kanda ürik asit, CRP ve sedimantasyon yükselmiştir. Eklem sıvısı incelendiğinde ürik asit kristalleri görülür.

Behçet hastalığında tanı, hastanın klinik değerlendirmesi ile konulur. Behçet hastalığına özel doku tipleri olmasına karşın bunların saptanamaması tanıyı değiştirmez.

Lupus hastalığında ise eklem bulguları yanında genel bulguların görülmesi ile ilgili ileri incelemeler yapılır. Romatoid artritte de kriterlerine ve romatolojik tahlillere göre tanı konur.

Eklem İltihabı ve Eklem Ağrısının Tedavisi, Kullanılan İlaçlar

Eklem ağrısına artralji, eklem iltihabına ise artrit denmektedir. Artralji tedavisi, neden olan hastalığa göre yapılmaktadır.

Behçet hastalığında kortizon ve bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar doktor gözetiminde kullanılmaktadır. Eklem tutulumunda kolşisin tedavisi verilir. Kolşisin şiddetli ishale neden olabilir.

Lupus hastalığının tedavisinde eklem sorunlarında kortizon ve bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar tedavide kullanılır. Lupuslu hastalarda kullanılan aspirin, eklem ağrısına iyi gelir. Diğer iltihabı önleyici naproksen sodyum vb. ilaçlar da ağrının giderilmesi konusunda etkilidir. Bu ilaçların mide bağırsak üzerinde yan etkileri ön plandadır ve mide-bağırsak kanamasına sebep olabilir.

Romatoid artrit tedavisinde iltihap önleyici naproksen, ibuprofen, diklofenak potasyum gibi ilaçlar, kortizon, metotreksat, leflunomoid, hidroksiklorokin, sülfasalazin, abatacept, adalimumab, rituximab gibi ilaçlar ile bazen cerrahi müdahaleler uygulanır.

Gut hastalığı tedavisinde kortizon, allopürinol, indometazin vb. ilaçlar tedavide etkilidir. Alkol, aşırı protein alımı, gereksiz idrar söktürücü kullanımı engellenir.

Genel olarak eklem ağrısı olan kişiler şişmansa zayıflama gereklidir. Yatak istirahati, antienflamatuar ilaçlar (indometazin, naproksen sodyum vb. ilaçlar) verilir. Bu ilaçların kullanımı doktorlar tarafından kontrol altında olmalıdır ve midebağırsak kanamalarına sebebiyet verebilir. Gerekirse fizik tedavi önerilir. Kemik, bağ ve kıkırdakta bir hasar varsa cerrahi olarak müdahale edilir. Hekim önerisine bağlı olarak kaplıca tedavileri uygulanabilir. Eklem ağrısının yanı sıra eklemde şişlik ve kızarıklık varsa kaplıca tedavisi kızarıklık ve şişlik geçene kadar uygulanmamalıdır.

Hangi Hastalıklar Kuru Veya Balgamlı (Prodüktif) Öksürük Yapar?

Öksürük akciğerlerin savunması için meydana gelen bir savunma mekanizması ve patlayıcı bir ekspirasyondur. Öksürüğün meydana gelmesinde derin bir inspirasyonu takiben glottis kapanır, karnın ve göğsün ekspiratuvar kasları akciğer ve göğüs içinde yüksek basınç meydana getirecek şekilde kasılırlar, glottis aniden açılır. Yükselen basınçla daralan solunum yollarından havanın hızla çıkması ile zararlı maddelerin atılması sağlanır.

Üst solunum yollarının infeksiyonları çoğu zaman öksürükle seyreder. Böyle öksürükler genellikle 2-3 hafta içerisinde düzelir. Öksürük devam ediyorsa tetkik yapılması gerekmektedir.

Öksürüğün görüldüğü bir hasta şikayetinde şu sorular önemlidir:

Öksürük ne kadar süredir devam ediyor?
Öksürük aniden mi başladı ve öksürüğün şekli nasıl?
Hasta sigara içiyor mu, içiyorsa günde kaç adet ve kaç yıldır?
Balgam var mı? Günde ne kadar balgam çıkarılıyor? Ne renk, kötü kokulu mu, kanlı mı?
Öksürük başlayınca uzun mu sürüyor?
Öksürük yemeklerden sonra mı görülüyor?
Öksürüğün pozisyonla ilgisi var mı?
Öksürük bir şekilde atlatılabiliyor mu?
Öksürükle birlikte ateş, baş ağrısı, gece terlemesi, göğüs ağrısı, saman nezlesi, nefes darlığı, kilo kaybı, ses kısıklığı veya şuur kaybı var mı?
Evcil hayvan besleniyor mu?
Tüberkülozlu bir hasta ile temasta bulunuldu mu?

Öksürükle birlikte balgam görülüyorsa buna prodüktif öksürük denir. Birlikte balgam yoksa o takdirde non-pordüktif veya kuru öksürük denir.

Prodüktif (balgamlı) öksürüğün en sık rastlanan sebepleri şunlardır:

Viral, bakteriyel, mikotik, riketsiyal veya parazit orjinli infeksiyon hastalıkları.
Zararlı gaz, duman veya yabancı cisim.
Astma ve alerjik rinit gibi allerjiler.
Maliğniteler. Özellikle bronş kanserleri.
Vasküler sorunlar.
Pnömokonyoz ve akciğeri de tutan kollagen hastalıklar.

Kuru (balgamsız) öksürüğün başlıca sebepleri ise şöyle:

Solunum yolları ve akciğer infeksiyonlarının ilk devreleri. Koriza, influenza, trakeit, akut bronşit ve viral pnömani gibi. Uzun süreli öksürükler akciğer tüberkülozunun erken belirtileri arasında yer alır.

Sol kalp yetmezliği: Burada karakteristik olarak öksürük ve nefes darlığı sabaha karşı 2-3 arasında hastayı uyandırır.

Bronş kanseri: Burada bazen öksürük ilk semptom olarak ortaya çıkar.

Solunum yollarına yabancı cisim kaçması: Şayet yabancı cisim trakea ve büyük bronşlardan birinde ise birlikte wheesing ve stridor bulunur. Küçük bir yabancı cisim başlangıçta asemptomatik olabilir. Fakat daha sonra tıkanan yerin periferinde akciğer absesi ve bronşiektazi gelişebilir.

Diffüz pulmoner fibrozis, sarkoidozis, alerjik alvolitis, asbestozis veya akciğer fonksiyonlarının da restriktif paterne sebep olan herhangi bir hastalık.

Trakea basısı: Aorta anevrizması, tümör veya lenfadenomegalilerin trakeaya bası yapması gibi.

Antihipertansif olarak kullanılan angiotensin converting enzim inhibitörleri hastaların yüzde 10’unda öksürüğe sebep olabilir. İlaç kesildiğinde öksürük de kesilir.

Sinirsel nedenler: Stres altındaki sinirli kimselerde kuru öksürük ortaya çıkabilir. Hastanın bu noktaya dikkati çekilince öksürük artar. Uyku esnasında veya hastanın dikkati başka noktalara çekilirse öksürük azalır ve kaybolur. Bu durumda hastanın tetkiklerinin yapılarak psikojenik öksürük tanısı konulması önem taşır.

Sigara: Sigara kronik öksürüğün en sık rastlanılan nedenidir. Bu öksürüğün sebebi tütündeki irritan maddelerin inhalasyonudur. Sigara tiryakileri en fazla sabah öksürürler. Uyku sırasında öksürük azalır. Sabah hasta uyandığında solunum yollarının biriken atıklardan temizlenmesi için prodüktif bir öksürük başlar. Sigarayı bırakan bir kimsede belli bir zaman sonra öksürük ve balgam kaybolur.

Damar Sertliği Nedir, Nasıl Oluşur? Sebepleri Nelerdir?

Damar sertliği, tıp dilinde aterosklreroz demektir. Atardamarlar; iç, orta ve dış tabaka olmak üzere 3 tabakadan meydana gelmektedir. Damarın iç tabakası ince hücre örtüsü ile kaplı olup orta tabakaya dayanır. Orta tabaka, düz kas hücrelerinden oluşmaktadır. Düz kas hücrelerinin kasılması ile damarlar genişleyip daralarak kan geçişini sağlar. Damarın iç tabakası, yani damar boşluğuna bakan kısımda çocukluktan itibaren yağ izleri oluşmaya başlar. Yağ izleri arttıkça fibroblast denen, yaraları tamir eden hücreler gelir. Fibröz plak dediğimiz doku oluşur. Monosit, makrofaj gibi savunma hücreleri, pıhtılaşmayı sağlayan hücreler yapışır. Yağlar plakta birikir, kalsiyum ve fosfor çökmeleri oluşur. Böylece damar içinde lümeni daraltan bir yapı meydana gelir. Damarlar boru gibi sertleşir. Fibröz plaklar damar boyunca eşit olarak bulunmaz, bazı yerlerde çok bazı yerlerde azdır.

Damar Serliği Ölümcül Sonuçlar Doğurabilir

Büyük plaklar parçalanıp koparsa, emboli riski bulunur. Akciğerde emboli olması çok ciddi bir durumdur ve ölüm riski vardır. Beyne emboli atarsa felç riski oluşur. Plak içi kanamalar ve kan birikmesi sonucu damar boşluğu daha çok daralır. Damar sertliği en sık kalbin koroner damarlarında ve beyin damarlarında görülmektedir. Tam tıkanması halinde kalp krizi veya felç gelişebilir.

Damar Sertliği (Ateroskleroz) Sebepleri Neler?

Damar sertliğine neden olan risk faktörleri şunlardır: Şeker hastalığı, hipertansiyon, sigara, kan yağları (özellikle LDL kolestrol) yüksekliği, iyi kolestrol (HDL düşüklüğü), trigliserit yüksekliği, erkek cinsiyet, şişmanlık, kadınlarda menopoz dönemine girmiş olmak, ailesel yatkınlık, kronik böbrek yetmezliği ile diyaliz hastası olmak, yaşın ilerlemesi, masa başı çalışma ve hareketsiz yaşam tarzı.

Hemoroid (Basur) Nedir? Hemoroid Sebepleri, Belirtileri ve Şikayetler

Hemoroid toplumda çok sık rastlanan ve toplumun büyük çoğunluğunun yaşadığı bir rahatsızlık olarak ön plana çıkmaktadır ve halk arasında yaygın bir şekilde bilinir. Peki hemoroid nedir? Hemoroid belirtileri nelerdir, hastada hangi şikayetlere sebebiyet verir?

Hemoroid halk arasında çok yaygın bir şekilde basur olarak bilinir. Hemoroidal damar yumağından dolayı bu ismi almıştır. Hemoroidal damarlar makat çıkışında bulunur ve yastıkçık görevi görür. Bu damarlar şişip genişlediği ve sarktığı zaman basur hastalığına neden olur. Çok yaygın bir hastalıktır.

Hemoroid’in (basur) sebepleri nelerdir?
Karın içi basıncını arttıran ıkınma, kabızlık, ishal, hamilelik, obezite, sürekli oturmak, uzun süren öksürükler, hareketsizlik, genetik yatkınlık, laksatif yani ishal yapıcı ilaçların uzun süre kullanılması, yaşlanma, makattan ilişki, lifsiz gıdaları az tüketmek hemoroide sebep olan başlıca etkenlerdir.

İç ve dış hemoroid nedir?
İç ve dış hemoroid olmak üzere iki çeşit hemoroid vardır. İç hemoroid, makatın içinde bulunur, ağrı daha az görülür. Dış hemoroid ise makatın dış kısmında bulunur. Dış hemorid belirtileri daha şiddetli olduğundan çabuk farkedilir.

Hemoroid (basur) belirtileri ve şikayetleri nelerdir?
Makatta ağrı, kaşıntı, kan gelmesi, tuvalet kağıdına kan bulaşması, hemoroid memsinin ele gelmesi şikayetleri vardır. İç hemoroidde başlangıçta ağrı yoktur. İç hemoroid ilerledikçe hemoroid memesi ele gelir, hemoroid memesi şiştikçe ağrı yapmaya başlar. Hemoroid memesi elle sıkıldığı zaman kan boşalır.

Hemoroid dışı durumlar görülebilir
Bazı durumlarda hasta farklı sorunlar yaşarken şikayetlerin benzerliğinden dolayı hemoroid hastası olduğunu düşünebilir. Makatta çizik, yırtık, apse, kanser gibi hastalıklar bazen hemoroidle karıştırılabilir. Hemoroidde kesin tanı makattan yapılacak olan muayene sonrasında konur. Hemoroid günümüzde tıbbi olarak tedavi edilebilmektedir. Hemoroid için bitkisel tedavi, bitkisel kür ve diyet uygulamaları mevcuttur.

Eklem Ağrısı ve İltihabına İyi Gelen Gıda ve Besinler

Eklem ağrısı ve eklem iltihabı için risk faktörleri; yağ ve şeker bakımından zengin beslenme, meyve sebzenin az tüketilmesi, kola, gazoz gibi asidik içeceklerin tüketilmesi, hareketsiz hayat ve şişmanlık, yetersiz uyku, organik olmayan işlenmiş gıdaların tüketilmesi, d vitamini içeren gıdaların yetersiz tüketilmesi ve güneş ışığına az maruz kalma, patates ve beyaz un gibi bağırsakta kötü bakterilerin aşırı çoğalmasını uyaran gıdaların tüketilmesi, stresli iş veya ev ortamı (hormon dengesizliğini arttırır ve ağrı ve iltihabi sürece neden olan bağırsak geçirgenliğini arttırır).

Eklem ağrısı ve eklem iltihabı rahatsızlığınız var ise beslenmenize dikkat etmeniz kaçınılmazdır. Peki eklem iltihabına ve eklem ağrına ne iyi gelir? Hangi gıdalar eklem ağrısı ve eklem iltihabına iyi gelir? Hangi gıda ve besinler tüketilmemeli?

Eklem ağrısı ve iltihabında dikkat edilmesi ve uzak durulması gereken gıdalar ve besinler:

– Beyaz un ve inek sütü gibi süreğen iltihabi süreci tetikleyici alerjenler.
– Şeker ve patates gibi kan şekeri dengesizliklerine neden olan ve bağırsakta kötü bakterileri besleyerek vücutta daha fazla iltihaba neden olan gıdalar.
– İşlenmiş yağlı et, sert peynir, inek sütü gibi şişmanlık ve süreğen iltihaba neden olan doymuş yağların fazla olduğu gıdalar.
– Serbest radikallere neden olarak iltihabi süreci tetikleyen margarin gibi trans ve hidrojenize edilmiş yağlar.
– İltihabı tetikleyici yağları içeren kırmızı etin haftada 3 seferden fazla tüketilmesi.
– Siyah çay, kahve ve soda gibi asidik içecekler.

Eklem ağrısı ve eklem iltihabına iyi gelen gıda ve besinler:

– Balık, çekirdek ve kuruyemiş gibi insülin düzeylerini dengeleyen protein kaynakları.
– Elma, kiraz, ananas, üzüm, portakal, muz, kivi, yaban mersini, böğürtlen gibi vücudu asidik ortama karşı koruyan, iltihabi süreci azaltan antioksidan ve alkali edici maddeleri içeren meyveler.
– Karalahana, pazı, salatalık, havuç, yeşillik gibi alkali mineralleri içeren sebzeler.
– Sebzeler vücutta serbest radikal hasarına neden olan yağla pişirilmemeli.
– Ceviz, uskumru, tuna, ringa balığı, somon, sardunya, hamsi, keten tohumu ve yağı gibi omega-3 yağ asitleri bakımından zengin gıdalar.
– İltihaba karşı etki gösteren omega-6’dan zengin kuruyemiş ve çekirdekler.
– D vitaminini bol miktarda içeren köpekbalığı karaciğeri yağı, yağlı balıkların çoğu.
– Buğday yerine horozibiği, kinoa, kılçıksız buğday, arpa, çavdar gibi gıdalar.
– İltihap giderici zerdeçal, acı biber ve biberiye gibi baharatlar günlük olarak tüketilmeli.
– İnek sütü yerine keçi sütü, eşek sütü, pirinç sütü ve badem sütü tercih edilmeli.

Eklem İltihabına İyi Gelen Besin Takviyeleri ve Vitaminler

Eklem iltihabı ve buna bağlı rahatsızlıklar günümüzün toplunda en sık rastlanan rahatsızlıklarından. Toplumda birçok kişi eklem iltihabı hastalığından muzdarip olmakla birlikte birçoğu da uzun yıllar bu hastalıkta savaşmaktadır.

Peki eklem iltihabına iyi gelen besin takviyeleri neler, eklem iltihabı tedavisinde egzersizin önemi var mı, egzersiz nasıl yapılmalı? Eklem iltihabında balık yağının faydası nedir? Eklem iltihabı için hangi vitaminler ve mineraller kullanılabilir?

Günde 20 dakika kadar kollar, bacaklar ve sırtın güneşlenmesi ile yeterli D vitamini alınabilmektedir. Egzersiz, ilk başta ağrıyı biraz arttırabilir. Haftada 5 gün 30’ar dakikalık egzersiz ile eklemlerin kayganlığı sağlanır, eklem açıklığı korunur, düzenli yapıldığında ağrı ve iltihabi süreç azalır. Ağır egzersiz yapılmamalıdır. Yürüyüş, yüzme ve germe gibi egzersizler yararlı olmaktadır.

Eklem iltihabı yani romatoid arttritte stres bu konuda önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Dolayısıyla stres ile mücadele etmek için çözüm yolları aranmalı, iş veya özel hayattaki stres faktörleri mümkün olduğunca azaltılmalıdır.

Eklem İltihabına İyi Gelen Besin Takviyeleri

Balık Yağı: Omega-3 yağ asitleri olan eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosahekzaenoik asit (DHA) içermektedir. EPA ve DHA yağ asitleri, hormon benzeri antienflamatuvar aktiviteye sahip olan prostaglandinlerin vücuttaki seviyesini artırarak artritte görülen ağrı ve enflamasyonu azaltmaya destek olmaktadır. EPA ve DHA kaynağı olan balık yağı içeren kapsüllerden günde 3-9 gram alınması önerilir. Kapsül formundaki preparatta bir kapsülünde en az 200 mg DHA ve 400 mg EPA içeren destek ürünler tercih edilmelidir.

Multivitamin ve Mineraller: Eklem iltihabı olan hastalarda antioksidanlar, B vitaminleri, bakır, selenyum ve çinko gibi bazı besinlerden temin edilen öğelerin vücutta miktarları azalmaktadır. Multivitamin ve mineral destekleri vücudu serbest radikallerin hasarına karşı korumakta, kıkırdak doku, eklemler ve kemikleri desteklemekte ve iltihabı azaltmaya yardımcı olmaktadır.

Bromelain: Eklem iltihabı rahatsızlığı yaşayan hastalar dikkatli bir şekilde bromelain kullanabilirler. Antienflamatuvar etkili ve eklem hareketlerini arttırmaya yardımcı olabilen bir enzimdir. Günlük dozu 2.000 – 6.000 MCU’dur.

omega3 ün vitaminin mide iltihabına faydaları |

Periferal, Santral ve Benign Poziyonel Vertigo Nedir?

Toplumda oldukça sık rastlanan sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkan vertigo konusunda genel bilgiler. Genel anlamıyla vertigo, santral vertigo ve periferik vertigo nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Vertigo atağı nasıl ortaya çıkar, süreç nasıldır? Vertigo kalıcı mıdır, işitme kaybına neden olur mu?

Periferal Vertigo ve Santral Vertigo

Vertigo, denge sisteminde bozukluk sonucu ortaya çıkan dengesizlik ve baş dönmesi yakınmalarına verilen isimdir. Baş ağrısı ve sırt ağrısı gibi, doktora en sık başvuru nedenleri arasındadır. Toplumda genel olarak görülme sıklığı %5-10, 40 yaş üstünde %40 ve 65 yaş üstünde %25’tir. İç kulak, vücut dengesinden sorumludur. İç kulaktan beyne uyarılar gider ve vücut dengede kalır. Eğer iç kulakta bir problem varsa, beyne yanlış ve eksik uyarılar gidecektir, buna periferal vertigo denir. Bu durumda dengeyi sağlayamama, çınlama ve baş dönmesi şikâyeti ortaya çıkar. En çok periferal tip vertigo görülür. Eğer hasar, iç kulaktan beyne sinyalleri ileten sinirde veya beyinde ise buna santral vertigo isimi verilir. Santral vertigo nedenleri migren, geçici damar tıkanıklığı, beyin damar hastalığı, multipl skleroz, kafa içi tümörlerdir.

Vertigoya Sebep Olan Hastalıklar Neler?

Periferal tip klasik vertigoda kalıcı işitme kaybı beklenmez, atak geçince kişiler normal hayatına devam eder. Baş dönmesi bir hastalık değildir, hastalık belirtisidir. Meniere hastalığı, diğer iç kulak hastalıkları, migren, uzun süreli kulak iltihabı, tansiyon yükselmesi/düşmesi, şeker hastalığı (diyabet), kolesterol yüksekliği (hiperlipemi), bazı ilaçlar (asetilsalisilik asit, aminoglikozid vb), beyin damar hastalıkları, beyin tümörleri, felç geçirme, göz bozuklukları ve stres gibi birçok neden baş dönmesi yapar. Kemik kaybı (osteopeni) veya kemik erimesi (osteoporoz) gibi kalsiyum eksikliği ile giden rahatsızlıklarda benign pozisyonel vertigo ismi verilen baş dönme atakları görülebilir. Özellikle menopoza giden kadınlarda baş dönmesi yakınmalarının altında kalsiyum eksikliği görülebilir, değerlendirilmeleri gerekir.

Ani Ortaya Çıkan Vertigo

Ani başlangıçlı periferik vertiogonun en sık nedeni herpes virüs enfeksiyonudur. Benign poziyonel vertigo da ikinci sık nedenidir. Meniere hastalığı iç kulakta sıvı birikmesi sonucu oluşur. Halk arasında iç kulak tansiyonu olarak da bilinir. Orta yaş ve ileri yaşta daha sık görülür. Nedeni tam bilinmemektedir. Aşırı tuz tüketimi, uykusuzluk, stres, menopoz dönemi gibi durumlarda ortaya çıkması kolaylaşır. Genelde tek kulakta olmakla birlikte iki kulakta birden tutulum olabilir. İlerleyici işitme kaybına neden olur.

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Nedir, Tedavisi Var Mı?

Adale romatizmasının diğer adı fibromiyaljidir. Kas ve yumuşak dokuyu etkileyen bir hastalıktır. Dünyada en sık görülen genel bir ağrı hastalığıdır. Sıklıkla orta yaş kadınlarda görülür. Yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hormonal değişiklikler, stres, beyinde serotonin düşüklüğü gibi faktörlerle ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Multipl skleroz, inflamatuar bağırsak hastalığı, romatoid artrit gibi sistemik hastalıklarda, kronik yorgunluk sendromu ve migren gibi rahatsızlığı olanlarda daha fazla rastlanır. Fibromiyalji hastaların ebeveynlerinde de aynı hastalığın görülme oranı yüksektir.

Fibromiyaljinin Tedavisi Var Mı?

Adale romatizması yani fibromiyalji belirtileri taşıyan hastalarda öncelikle düzenli uykunun bir şekilde sağlanması gerekmektedir. Uykuyu bozan, çay, kahve ve gazlı içecekler akşam saatlerinde mümkün olduğunca az tüketilmelidir. Antidepresan ilaçlar verilir. Antidepresanların etkisinin ortaya çıkması için en az iki hafta süre gerekmektedir. Diğer yandan antidepresan ilaçların hekimin tavsiye ettiği ve planladığı şekilde kullanılması ayrıca önem taşır. Antidepresan etkinin oluşması beklenirken bu dönemde yakınmaları azaltmak için ağrı kesiciye başlanır. Sürekli olarak ağrı kesici kullanmaktan kaçınılmalı ve bu noktada oldukça dikkat gösterilmelidir.

Fibromiyalji Tedavisi İçin Kullanılan İlaçlar

Fibromiyalji belirtileri olan hastaya stresle başa çıkma yöntemleri anlatılır. Günlük egzersizler yapması önerilir. Amitriptilin, duloksetin veya pregabalin gibi ilaçlar tedavide doktor kontrolünde kullanılabilir. Bazen ağrı olan kas bölgelerine doktor tarafından enjeksiyon ile lokal anestezik ilaçların uygulaması da yapılmaktadır ve bu uygulama ağrıların 2-3 ay düzelmesini sağlamaktadır.

Monosodyum glutamat (MSG) ve aspartam gibi gıda katkı maddeleri sinir uçlarının ağrı uyarısına karşı hassasiyetini arttırır. Fibromiyalji belirtileri olan bazı kişilerde gıdalarla alınan bu katkı maddelerinin gıda ile alımının engellenmesiyle belirtiler bir miktar azalmaktadır. Bu nedenle işlenmemiş ve gıda katkıları kullanılmayan besinlerin tüketilmesi oldukça yararlı olacaktır. Gazlı içecekler ve fast food beslenme tarzı belirtilerin artmasına sebep olabilir.