web analytics
Ana Sayfa Hastalıklar

Hastalıklar

Hastalık sebepleri, hastalık belirtileri, korunma, teşhis ve tedavi. Dikkat edilmesi gerekenler. Hangi belirti hangi hastalığın işareti.

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Belirtileri ve Semptomları

0

Günümüzde sık rastlanan hastalıklar arasında bulunan fibromiyalji vücudun kas guruplarında sertleşme ve düğümleşme ile ortaya çıkan ve ağrılara sebebiyet veren bir hastalık. | Fibromiyalji nedir?

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Belirtileri ve Semptomları

Fibromiyalji belirtileri kapsamında en az üç ay süren kas ağrılarının olması gerekir. Kulunç ağrısı şeklinde ifade edilir. Kulunca, yani fibrositise en sık sırt ve boyunda rastlanır. Ancak bütün kaslarda görülebilen bir durum da olabilir. Adale içinde oluşan sert düğümcükler hastaya şiddetli ağrı verir. Vücutta hassas ya da tetik noktası denilen ağrı noktaları bulunmaktadır. Ağrı noktalarına bası uygulanarak hassasiyet belirlenir. Tanı koymak için tetik noktaların varlığı gereklidir.

Uyku Bozukluğuna Sebep Oluyor

Uyku bozuklukları da fibromiyalji belirtileri arasında görülür. Kişi, uyuyamama, gece sık sık uyanma nedeniyle sabahları yorgun kalkar. Yetersiz uyku serotonin düşüklüğüne, o da ağrı eşiğinin azalmasına sebep olur. Gece uykusu alınamadığı ve tam olarak dinlenilemediği için gün boyunca keyifsizlik, isteksizlik ya da sinirlilik hali görülür. Bu kişilerde, sabah yataktan kalktıkları zaman “sanki dayak yemiş gibi kalktım” ifadelerine sıkça rastlanır. Tükenmişlik görülür. Bu bulgular aynı zamanda depresyona ait belirtilerdir.

Fibromiyalji belirtileri arasında diğer sık görülen belirtiler ise göz ve ağız kuruluğudur. Baş ağrısı, ishal, kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık, gaz, şişkinlik, sık idrara çıkma, ağrılı adet görme ve kulak çınlaması da fibromiyalji belirtileri arasında yer alır.

Kan Testi Sonuçları Normaldir

Adale romatizması – fibromiyalji belirtileri taşıyan hastalarda kan testleri yapılmasına rağmen tüm değerler normal görülür ve herhangi bir bozukluğa rastlanmaz. Adale romatizması, yani fibromiyalji teşhisinin konamaması ve teşhis edilememesi ile hastalar hekim hekim dolaşırlar. Sürekli ağrı kesiciler kullanmaya başlar ve yine ağrı kesicilerin yan etkileri ile uğraşmak zorunda kalırlar. Bilindiği üzere ağrı kesicilerin sürekli kullanılması mide problemlerine sebebiyet verebilmektedir. Tanı ve teşhisin doğru konması yüksek derecede önem taşımaktadır.

Farenjit Nedir, Neden Olur? Farenjitin Sebepleri ve Belirtileri Neler?

0
Farenjit nedir? Neden olur? Sebepleri ve belirtileri nelerdir?

Toplumda sıkça görülen boğaz rahatsızlıklarından bir tanesi de farenjit yani boğaz ağrısı olarak öne çıkıyor. Peki çok sıkça karşılaşılan hastalıklardan biri olan farenjit nedir, nasıl ortaya çıkar, sebepleri, belirtileri ve bulguları neler? Akut farenjit ve kronik farenjit arasındaki farkları neler?

Farenjit kısaca tanımlanacak olursa boğaz ağrısı olarak tanımlanabilir. Boğaz ağrısı, anjin olarak da bilinir. Basit bir gribal enfeksiyondan ciddi bir hastalığa kadar çeşitli nedenleri vardır. Boğaz ağrısının nedenleri şunlardır: Bademcik iltihapları, farenjit, öpücük hastalığı, kimyasal maddelerin solunması, kirli hava, kuru hava, mide reflüsü, sigara kullanımı, saman nezlesi, katı gıdaları tam çiğnemeden yutmak ve tümörler. Bu bölümde boğaz ağrısının diğer bir sık nedeni olan farenjit hakkında ayrıntılı bilgi verilmektedir.

Akut Farenjit ve Kronik Farenjit Neden Olur? Sebepleri Neler?

Ağız ve burun boşluğunun arkasında, boğazın yutak kısmı bulunmaktadır. Yutağın iltihaplanmasına farenjit denir. Íki tür farenjit vardır. Bunlardan yeni başlamış ve şiddetli belirtileri olan farenjit türü akut farenjittir. Uzun süredir olup şiddetli belirtileri olmayan müzmin, süreğen farenjit ise kronik farenjit olarak bilinir. Akut farenjit sıklıkla mikrobiktir. Bu mikroplar genelde virüslerdir, daha nadir olarak da bakterilerdir. Boğazı tahriş eden kimyasal maddelerin (çamaşır suyu ve tuz ruhu gibi) yutulması, solunması akut farenjite sebep olur. Kronik yani müzmin farenjite sigara, alkol kullanımı, kirli hava, kuru hava, tozlu ortamlar, mide reflüsü, burun tıkanıkları, aşırı soğuk ve sıcak içecekler, geniz akıntısı, diş iltihabı sebep olur. Özellikle öğretmenler sürekli konuşmak zorunda kaldıklarından kronik farenjite meyillidir. Kronik farenjit aynı zamanda öğretmen hastalığı olarak da bilinir.

Farenjit Belirtileri Nelerdir? Nasıl Teşhis Edilir?

Boğaz ağrısı, ateş, öksürük boğazda kuruluk, yanma veya kaşını hissi, yutkunmada zorluk, ses kısıklığı, halsizlik, burun akması, baş ağrısı gibi şikayetler olur. Genellikle bademcik iltihabı eşlik eder. Kronik farenjitte ise akut farenjitin aksine ateş, halsizlik ve kırgınlık gibi şikayetler çok az görülmektedir. Boğaz ile ilgili şikayetler daha hafif olup uzun süredir devam etmektedir.

Muayenede boğaz kızarıklığı görülür ve geniz akıntısı vardır. Ateş yüksek çıkar ve boyun bölgesindeki lenf bezlerinde şişme tespit edilir. Tanı konması için herhangi bir tetkike ihtiyaç yoktur fakat farenjite sebep olabilecek başka bir hastalık olabileceği söz konusuysa örneğin sinüs filmi gibi farklı tahliller yapılması istenebilir. Durumun ciddiyetine ve farenjitin sebeplerine göre farenjit tedavisinde uygulanacak ilaçlar da değişiklik gösterebilir.

Fibromiyalji (Adale Romatizması) Nedir, Tedavisi Var Mı?

0

Adale romatizmasının diğer adı fibromiyaljidir. Kas ve yumuşak dokuyu etkileyen bir hastalıktır. Dünyada en sık görülen genel bir ağrı hastalığıdır. Sıklıkla orta yaş kadınlarda görülür. Yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hormonal değişiklikler, stres, beyinde serotonin düşüklüğü gibi faktörlerle ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Multipl skleroz, inflamatuar bağırsak hastalığı, romatoid artrit gibi sistemik hastalıklarda, kronik yorgunluk sendromu ve migren gibi rahatsızlığı olanlarda daha fazla rastlanır. Fibromiyalji hastaların ebeveynlerinde de aynı hastalığın görülme oranı yüksektir.

Fibromiyaljinin Tedavisi Var Mı?

Adale romatizması yani fibromiyalji belirtileri taşıyan hastalarda öncelikle düzenli uykunun bir şekilde sağlanması gerekmektedir. Uykuyu bozan, çay, kahve ve gazlı içecekler akşam saatlerinde mümkün olduğunca az tüketilmelidir. Antidepresan ilaçlar verilir. Antidepresanların etkisinin ortaya çıkması için en az iki hafta süre gerekmektedir. Diğer yandan antidepresan ilaçların hekimin tavsiye ettiği ve planladığı şekilde kullanılması ayrıca önem taşır. Antidepresan etkinin oluşması beklenirken bu dönemde yakınmaları azaltmak için ağrı kesiciye başlanır. Sürekli olarak ağrı kesici kullanmaktan kaçınılmalı ve bu noktada oldukça dikkat gösterilmelidir.

Fibromiyalji Tedavisi İçin Kullanılan İlaçlar

Fibromiyalji belirtileri olan hastaya stresle başa çıkma yöntemleri anlatılır. Günlük egzersizler yapması önerilir. Amitriptilin, duloksetin veya pregabalin gibi ilaçlar tedavide doktor kontrolünde kullanılabilir. Bazen ağrı olan kas bölgelerine doktor tarafından enjeksiyon ile lokal anestezik ilaçların uygulaması da yapılmaktadır ve bu uygulama ağrıların 2-3 ay düzelmesini sağlamaktadır.

Monosodyum glutamat (MSG) ve aspartam gibi gıda katkı maddeleri sinir uçlarının ağrı uyarısına karşı hassasiyetini arttırır. Fibromiyalji belirtileri olan bazı kişilerde gıdalarla alınan bu katkı maddelerinin gıda ile alımının engellenmesiyle belirtiler bir miktar azalmaktadır. Bu nedenle işlenmemiş ve gıda katkıları kullanılmayan besinlerin tüketilmesi oldukça yararlı olacaktır. Gazlı içecekler ve fast food beslenme tarzı belirtilerin artmasına sebep olabilir.

Eklem Ağrısı ve İltihabına İyi Gelen Gıda ve Besinler

0

Eklem ağrısı ve eklem iltihabı için risk faktörleri; yağ ve şeker bakımından zengin beslenme, meyve sebzenin az tüketilmesi, kola, gazoz gibi asidik içeceklerin tüketilmesi, hareketsiz hayat ve şişmanlık, yetersiz uyku, organik olmayan işlenmiş gıdaların tüketilmesi, d vitamini içeren gıdaların yetersiz tüketilmesi ve güneş ışığına az maruz kalma, patates ve beyaz un gibi bağırsakta kötü bakterilerin aşırı çoğalmasını uyaran gıdaların tüketilmesi, stresli iş veya ev ortamı (hormon dengesizliğini arttırır ve ağrı ve iltihabi sürece neden olan bağırsak geçirgenliğini arttırır).

Eklem ağrısı ve eklem iltihabı rahatsızlığınız var ise beslenmenize dikkat etmeniz kaçınılmazdır. Peki eklem iltihabına ve eklem ağrına ne iyi gelir? Hangi gıdalar eklem ağrısı ve eklem iltihabına iyi gelir? Hangi gıda ve besinler tüketilmemeli?

Eklem İltihabına ve Eklem Ağrısına İyi Gelmeyen Gıdalar

– Beyaz un ve inek sütü gibi süreğen iltihabi süreci tetikleyici alerjenler.
– Şeker ve patates gibi kan şekeri dengesizliklerine neden olan ve bağırsakta kötü bakterileri besleyerek vücutta daha fazla iltihaba neden olan gıdalar.
– İşlenmiş yağlı et, sert peynir, inek sütü gibi şişmanlık ve süreğen iltihaba neden olan doymuş yağların fazla olduğu gıdalar.
– Serbest radikallere neden olarak iltihabi süreci tetikleyen margarin gibi trans ve hidrojenize edilmiş yağlar.
– İltihabı tetikleyici yağları içeren kırmızı etin haftada 3 seferden fazla tüketilmesi.
– Siyah çay, kahve ve soda gibi asidik içecekler.

Eklem Ağrısı ve Eklem İltihabına İyi Gelen Gıda ve Besinler

– Balık, çekirdek ve kuruyemiş gibi insülin düzeylerini dengeleyen protein kaynakları.
– Elma, kiraz, ananas, üzüm, portakal, muz, kivi, yaban mersini, böğürtlen gibi vücudu asidik ortama karşı koruyan, iltihabi süreci azaltan antioksidan ve alkali edici maddeleri içeren meyveler.
– Karalahana, pazı, salatalık, havuç, yeşillik gibi alkali mineralleri içeren sebzeler.
– Sebzeler vücutta serbest radikal hasarına neden olan yağla pişirilmemeli.
– Ceviz, uskumru, tuna, ringa balığı, somon, sardunya, hamsi, keten tohumu ve yağı gibi omega-3 yağ asitleri bakımından zengin gıdalar.
– İltihaba karşı etki gösteren omega-6’dan zengin kuruyemiş ve çekirdekler.
– D vitaminini bol miktarda içeren köpekbalığı karaciğeri yağı, yağlı balıkların çoğu.
– Buğday yerine horozibiği, kinoa, kılçıksız buğday, arpa, çavdar gibi gıdalar.
– İltihap giderici zerdeçal, acı biber ve biberiye gibi baharatlar günlük olarak tüketilmeli.
– İnek sütü yerine keçi sütü, eşek sütü, pirinç sütü ve badem sütü tercih edilmeli.

Eklem Ağrısı ve Eklem İltihabı, Artralji ve Artrit, Belirtileri ve Teşhis

Eklem İltihabı ve Eklem Ağrısının Tedavisi, Kullanılan İlaçlar

Kupa Çekme Nerelere Yapılır Hangi Hastalıklara İyi Gelir?

Binlerce yıldır kullanılan hemen hemen hiç yan etkisi olmayan, hata riski taşımayan, kolay uygulanan, masrafsız, çabuk ve etkili, kupa çekme işlemini herkes uygulayabilir. Faydası ve uygulama şekli hacamata benzediği için, “küçük hacamat” olarak da adlandırılır. Bıngıldak ve ense çukuru hariç, vücudun her yerine kupa kapatılabilir.

Kuru Kupa şişe çekme yani küçük hacamat vücudun hangi bölgelerine uygulanabilir? Hacamat hangi hastalıklara iyi gelir? Hacamatın yan etkisi var mı? Hacamatın faydaları neler? Hacamat tiroid bezi, lenf bezi, diş eti, bağırsak, prostat, fıtık, böbrek, tansiyon ve omurga hastalıklarına iyi gelir mi?

Kuru kupa şişe çekme yani küçük hacamat uygulaması vücudun birçok bölgesine uygulanabilir. Uygunlandığı bölge itibariyle çeşitli organlara ve hastalıklara iyi gelir, tedavi eder, ağrıyı kesebilir.

Kuru Kupa (Küçük Hacamat) Hangi Bölgelere Uygulanır, Hangi Hastalıklara İyi Gelir?

Omuz, sırtın orta kısmı ve yanlara kupa kapatmak (son kaburga kemiğine kadar omurganın iki tarafı) akciğer, karaciğer, safra kesesi, pankreas, mide hastalıkları ve ağrılarına, yüksek tansiyon, omurgada kireçleme ve bo yun fıtığına çok iyi gelir.

Sırtın alt kısmına (son kaburga kemiğinden başlayarak kuyruk sokumuna kadar omurganın iki tarafı) kupa kapatmak bel ağrısı, yüksek tansiyon, böbrekler ve kadın-erkek hastalıklarına iyi gelir.

Şakakların alt kısmına (kulaklar önüne) kupa kapatmak göz, burun, dudak, yanak, kulak, boğaz, boyun, diş ve diş eti hastalıklarına iyi gelir; beyni temizler, cildi güzelleştirir.

Kulak Altı, Çene Altı ve Göğüslere Hacamat Uygulaması

Kulak altı ve biraz arkasına kupa kapatmak kulak, burun, göz hastalıkları, ön dişler ve köpek dişleri, baş ağrısı, baş titremesi, karaciğer ve safra kesesi ağrılarına iyi gelir.

Çene altına kupa kapatmak boyun fıtığı, bademcik, çene, göz, burun, kulak, dudak, diş, diş eti, yanak, ses telleri, tiroid bezi ve lenf bezi hastalıklarına iyi gelir; cildi güzelleştirir.

Gögüslerin üstüne, altına ve uçlarına kupa kapatmak göğüsteki tıkanıklığı dağıtır, sütü artırır.

Cinsel Bölge, Göbek Üstü ve Topuklara Hacamat Uygulaması

Makat-cinsel organ arasına kupa kapatmak basur, prostat, fil hastalığı ve adet düzensizliğine iyi gelir.

Makata kupa kapatmak kafadan ve bütün bedenden kanı aşağı çeker. Organlara ve vücuda rahatlık verir, özellikle bağırsaklara, prostat hastalıklarına ve adet düzensizliğine iyi gelir.

Uylukların içine kupa kapatmak basur, göbek fıtığı, kasık fıtığı, gut hastalığı, kalça ve topuk ağrılarına iyi gelir. Uylukların önüne kupa kapatmak erbezi ödemi, kalça ve baldır yaralarına iyi gelir. Uylukların arkasına kupa kapat dindirir, uyluklardaki yara ve ağrıları giderir.

Topuklara kupa kapatmak şişe çekme yapmak adet düzensizliği, siyatik ve gut hastalığına iyi gelir.

Göbek üstüne kupa kapatmak yağları dağıtır, cildi güzelleştirir, kabızlık, fıtık, mide ve karın ağrısına iyi gelir.

Göbek çukuruna yarım litrelik kupa kapatmak, karın ağrısı ve adet düzensizliğine iyi gelir.

Bardak çekme hangi bölgelere yapılır |

Güneş Lekeleri ve Kahverengi Cilt Lekelerinin Tedavisi

0

Toplumda birçok insan ciltte oluşan lekelerinden şikayetçi ve her gün daha fazla insanın gerek sağlık sorunları, gerek yaşlılık ve gerekse diğer dış etkenlerden dolayı cildinde yeni lekeler oluşuyor. Peki ciltte oluşan güneş lekelerinin ve kahverengi cilt lekelerinin tedavisi var mı? Söz konusu cilt lekelerinin tedavisinde hangi yöntemler uygulanıyor? İşte cildinizde oluşan lekeleri giderebilmeniz için tedaviye ilişkin bilgiler…

Ciltte Oluşan Lekelerin Sebepleri Neler?

Ciltte sadece güneş lekeleri oluşmaz. Yaş ilerledikçe beliren ve büyüyen kahverengi lekeler, gebelikte oluşan lekeler, akne olarak bilinen sivilce izleri de cilt lekeleri arasında yer alıyor. Cilde rengini veren melanin pigmentinin bir bölgede yoğunlaşması cilt lekelerine neden oluyor. Melanin pigmentinin bir bölgede yoğunlaşması; fazla güneşlenmekten kaynaklanabileceği gibi, kimyasal içerikli ürünlerin kullanılması, solaryuma fazla girilmesi ve genetik faktörlerle de oluşabiliyor.

Cilt Lekesi Tedavisi İçin Doğru Dönem Hangisi?

Melanin denilen cilde renk veren pigmentlerin aşırı çoğalmasıyla oluşan cilt lekeleri ciddi kozmetik problemlere yol açabilmekte. Cilt lekeleri güneş ışınları ile artış gösterdiği için tedavisinin kış aylarında yapılması en doğru seçim olacaktır. Lekenin derinliği ve süresine göre uygun tedavinin hasta bazlı seçilmesi başarı oranını arttırmakta. Kış aylarında lekeler tedavi edildikten sonra yaz aylarında uygun korunma ile tekrar koyulaşması engellenebiliyor. Hidrokinon, arbutin, azelaikasid, traneksamik asit, retinoidler, anti-oksidanlar (C ve E vitamini) içeren krem ve serumlar ile medikal cilt bakımları ilk akla gelen ve çok tercih edilen uygulamalar. Kimyasal ve enzimatik peeling’ler de tercih edilen diğer uygulamalar. Burada yumuşak bir eksfoliasyon ve ardından rahatlatıcı peeling ile cilt derinlemesine temizleniyor, yeni cilt katmanı ortaya çıkıyor. Lazer tedavileri ve mezoterapi PRP uygulamaları ise diğer seçenekler.

Güneş Lekeleri ve Kahverengi Cilt Lekelerinin Tedavisi

Cilt lekelerinin tedavisi için en doğru zaman kış mevsimi. Lazerle leke tedavisi uygulanacak bölgeler güneşten veya bronzlaştırıcı losyonlardan dolayı bronzlaşmış olmamalıdır. Cildin bronzlaşmadan kaynaklanan daha koyu renkli kısımları da lazer ışınlarını absorbe edebilir ve bunun sonucunda ciltte irritasyon gibi yan etkiler görülebilir. Leke tedavilerinde en önemli sorun, lekelerin bir süre sonra geri gelmesi. Ciltte güneş lekeleri tedavisinde önceliğimiz cildi içten dışa tedavi ederek kalıcı iyilik sağlamak. Zaten tedavi edilen lekenin geri gelmemesi için bu şart. İşte bu yüzden renk açıcı maddelerle mezolift tedavisi uygulayarak, cilt hücrelerinin melanin aktivitesini azaltıp, lekeleri içten tedavi etmek etkili bir yöntem oluyor. Formülün içinde bulunan hyalüronik asiti vitamin ve minerallerin de cilt sağlığını olumlu yönde etkilediğini unutmamak gerekiyor.

Eklem Ağrısı ve Eklem İltihabı, Artralji ve Artrit, Belirtileri ve Teşhis

0

Eklemler, hareketi sağlayan temel yapılardan biridir. Eklem, kemiklerin birleştiği bölümdür. Kemiklerin eklem yapan yüzeyleri kıkırdak doku ile örtülüdür. Eklem içi boşluk eklem sıvısı içerir. Eklem sıvısı, kayganlık vererek hareketi kolaylaştırır. Eklem çevresinde koruyucu bir kılıf olan eklem kapsülü vardır. Eklem çevresinde bağlar, kaslar bulunur. Kıkırdak doku ve kas yapısı zayıflaması ile bu yapıların birinde hasar olması veya eklem sıvısında azalma, eklem ağrısına neden olur. Kazalar, burkulmaya sebebiyet vererek ağrı yapar.

Eklem ağrısına artralji, eklem iltihabına ise artrit denmektedir. Artralji ve artrit en sık el, diz, bilek, dirsek ve bel omurlarındaki eklemlerde meydana gelmektedir.

Romatoid artrit, Behçet hastalığı, fibromiyalji, ailevi akdeniz ateşi, iltihaplı romatizma, lupus hastalığı, gut hastalığı, kortizon tedavisi, şişmanlık, yaşlılık, kireçlenme, burkulma, eklemin sürekli zorlanması, menisküs yırtıkları, öpücük hastalığı, yaygın iltihaplar, tümörler gibi birçok rahatsızlık eklem ağrısına sebep olabilir.

Eklem ağrısı ve eklem iltihabı (Artralji ve Artrit) belirtileri, teşhis ve tanı

Behçet hastalığı, romatoid artrit (iltihaplı eklem romatizması), lupus hastalığı bağışıklık sistemindeki bozukluktan kaynaklanır. Behçet hastalığında eklem ağrısına deri, göz damar, sinir tutulumu bulguları eşlik eder. Tekrarlayan ağız içi yaralar ve genital bölge ülserleri, göz iltihabı, sinir iltihabı mevcuttur. Farklı derecede deri lezyonları vardır. En sık, diz eklemi tutulur. Bazen de birkaç eklemde tutulum olabilir. Eklem şiş ve kızarıktır, eklemin hareketi kısıtlanmıştır.

Eklem iltihabı ve eklem ağrısı yapan hastalıklar

Lupus hastalığı deri, böbrek, eklem, kalp, karaciğer gibi tüm hayati organlara hasar verir. Lupus hastalığında da farklı deri döküntüleri görülür. Eklem ağrısına el parmaklarında rastlanır. Hareket kısıtlılığı ve hassasiyet mevcuttur. Eklemlerde kalıcı şekil bozukluğu olmaması ile romatoid artritten ayrılır.

Romatoid artrit parmakların 1. boğumu ve el bileği gibi küçük eklemleri iki taraflı, yani simetrik olarak tutan ağrı, şişlik ve kızarıklık ile karakterizedir. Tipik olarak sabahları kalkıldığında eklemlerde sabah tutukluğu ismi verilen bir hareket kısıtlılığı ve ağrı yakınması vardır. Lupustan farklı olarak eklemlerde bozukluklara neden olur.

Gut hastalığı (damla hastalığı) ürik asit yüksekliğinden kaynaklanan eklem iltihabıdır. Sıklıkla ayak baş parmağında görülür. Ağrı, kızarıklık, sıcaklık artışı, hassasiyet vardır. Eklem çevresinde kırmızı-morumsu renkte deri döküntüleri olur.

Eklemin durumunu görüntülemek için röntgen, gerekirse MR tetkikleri istenir. Eklem yüzeylerindeki aşınmalar, kemik çıkıntıları, kırıklar, kistler, tümörler, eklem aralığının küçülmesi, sıvı azalması gibi durumlar tespit edilir. Gerekirse ultrason, eklem içinin görüntülenmesi – artografi, eklemden sıvı alınması tetkikleri yapılır.

Gut hastalığında kanda ürik asit, CRP ve sedimantasyon yükselmiştir. Eklem sıvısı incelendiğinde ürik asit kristalleri görülür.

Behçet hastalığında tanı, hastanın klinik değerlendirmesi ile konulur. Behçet hastalığına özel doku tipleri olmasına karşın bunların saptanamaması tanıyı değiştirmez.

Lupus hastalığında ise eklem bulguları yanında genel bulguların görülmesi ile ilgili ileri incelemeler yapılır. Romatoid artritte de kriterlerine ve romatolojik tahlillere göre tanı konur.

Eklem Ağrısı ve İltihabına İyi Gelen Gıda ve Besinler

Eklem İltihabı ve Eklem Ağrısının Tedavisi, Kullanılan İlaçlar

Gluten Hassasiyeti ve Çölyak Hastalığında Glutensiz Beslenme

0

Gluten hassasiyeti ve çölyak hastalığı günümüzde oldukça sık rastlanan sağlık sorunları arasında yer alıyor. Çok sayıda kişinin rahatsız olduğu bu durum glutensiz beslenmenin de yaygınlaşmasını sağlamış durumda. Glutensiz beslenme akımının giderek yaygınlaştığı ve glutensiz ürün yelpazesinin de büyüdüğü görülüyor. Peki gluten nedir? Gluten hassasiyetinde ve çölyak hastalığında glutensiz beslenmenin önemi nedir?

Gluten Besinlerde Esne ve Ağsı Yapıyı Oluşturan Proteindir

Glutenin bir karbonhidrat grubu olduğu düşünülür fakat gluten buğday, arpa, çavdar ve yulaf ürünlerinde bulunan, besinlerde esnek ve ağsı yapıyı oluşturan bir proteindir. Gluten hassasiyeti, gluten adı verilen proteinin bağırsaklarda sindirilememesi ve buna bağlı olarak vücutta şişkinlik, gaz, ishal, baş dönmesi ve yorgunluk hissi gibi durumların görülmesidir. Çölyak hastalığı ise her iki cinsiyette de görülebilen, daha çok çocukluk ve gelişme döneminde ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hastalık, ince bağırsakta bulunan glutenden dolayı bağırsaktaki villus yapılarının bozulmalarına bağlı oluşan bir emilim bozukluğudur. Gluten tüketimine bağlı olarak kişinin bağırsaklarında bir tahribat meydana geldiyse o kişiye çölyak hastası, sadece gluten içeren besinlere alerjisi varsa kişinin gluten hassasiyetine sahip olduğu söylenebilir.

Gluten Hassasiyeti Olan Kişiler Etiketleri Mutlaka Okumalı

Çölyak hastalığı ömür boyu devam ederken, gluten hassasiyeti bulunan kişiler birkaç yıl içinde bundan kurtulabilirler. Gluten, vücudumuz için oldukça yararladır. Lif içeriği yüksek olduğundan şeker seviyesinin dengede kalmasını ve daha tok kalınmasını sağlar. Glutensiz besinlerin daha az kalorili olduğu düşünülür. Ancak genelde gluten içeren besinlerin kalorisi, içermeyenlere göre daha azdır. Bu yüzden sağlık sorunu olmayan kişilerin uyguladığı diyetlerde gluten içeren besinler yer almalıdır. Çölyak hatalığı ya da gluten hassasiyeti bulunan kişiler, mutlaka besinlerin üzerinde bulunan etiketleri okumalı. Buğday, çavdar ve arpa gibi besinlerden hazırlanan gıdaları tüketmemeli. Bu besinlerin dışında hazırlanan et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, baklagiller, yumurta, meyve ve sebze gibi besinler tüketilebilir.

Piyasadaki Gluten İçermeyen Yeni Nesil Unlar Var

Rafine beyaz un gibi buğdaydan yapılan unlar dışında diğer kaynaklardan yapılan unlar da mevcut. Yeni nesil gluten içermeyen unlar yeni beslenme ve diyet akımlarının etkisiyle yaygınlaşmaya başlamış durumda. Başta yağlı tohumlar ve farklı bitkilerden elde edilen bu alternatif unlar gluten içermemeleri, glisemik endekslerinin yüksek olması, yüksek vitamin ve mineral değerleriyle daha sağlıklı tercihler arasında yer alıyor. Hindistan cevizi unu, yeni nesil unlardan biri. Badem, ceviz, fındık unları da yeni nesi un ürünleri arasında yer alıyor. Yağlı tohumlardan elde edilen bu unlar, gluten, lektin ve karbonhidrattan fakir olmakla birlikte arjinin amino asidi, magnezyum, bakır, mangan, kalsiyum ve potasyum gibi pek çok mineral açısından da oldukça zengin.

Çölyak Hastası ve Gluten Hassasiyetin Glutensiz Beslenme

Gluten, normal şartlarda mide-bağırsak kanalı yoluyla sindirimi kolay olan bir tahıl proteini. Fakat gluten proteini bazı durumlarda kişilerin bağırsak sisteminde hassasiyet yaratır ve kolay sindirilemez bir hale gelir. Sindirimi aksatan bu durum kişide şişkinlik, hazımsızlık, baş ağrısı ve gaz problemleri ortaya çıkarır. Çölyak hastalığı olarak bilinen glutenin sindirilememesi durumu, ince bağırsağın emici yüzeylerine zarar verir ve bu zarar diğer besin öğelerinin emilimini de engelleyerek besin öğesi yetersizliklerine bağlı bazı hastalıkların da ortaya çıkmasına sebep olur. Kişi çölyak hastasıysa bu durumda en önemli tedavi yöntemi glutensiz beslenmedir.

Tip 1 ve Tip 2 Şeker Hastalığı Nasıl ve Neden Olur, Hangi Organları Tutar?

0

Vücudumuza gerekli olan enerji şekerden, yani glikozdan karşılanır. Glikozdan enerji üretilebilmesi için glikozun hücre içine girmesi gereklidir. Mide arkasında bulunan pankreas dediğimiz organdan insülin salımı olmaktadır. Yemek yediğimizde insülin salınımı artar. İnsülin, glikozun hücre içine girmesini sağlar. İnsülin salınımı azaldığında, olmadığında ya da insüline direnç geliştiğinde glikoz, hücre içine giremez. Kanda glikoz, yani şeker yükselir.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet Hastalığı Nasıl Oluşur?

İnsüline bağımlı şeker hastalığı tip-1 diyabet olup bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Daha çok çocukluk çağında ve genellikle ateşli bir enfeksiyon sonrası çok su içme, idrara çıkma, ağız kuruluğu, ileri derecede halsizlik ve yorgunlukla ilk tanı konur. Aileden gelme olasılığı düşüktür.

Daha sıklıkla karşımıza çıkan, insüline bağımlı olmayan tip-2 diyabet dediğimiz şeker hastalığıdır. Ailesel yatkınlık, şişmanlık, hareketsizlik, aşırı karbonhidrat tüketimi, gebelik, kan yağları yüksekliği şeker hastalığı gelişimini kolaylaştırır. İleri yaş, pankreas bezi hastalıkları şeker hastalığına sebep olabilir. Şeker hastalığı tüm dünyada yaygın olarak görülür ve görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Günümüzde hareketsiz hayat, aşırı kilo, fast-food tarzı beslenme şeker hastalığının görülme sıklığını arttırmaktadır.

Şeker Hastalığı Hangi Organları Tutar?

Diyabet halsizlik ve yorgunluk gibi günlük etkiler dışında uzun vadede vücudumuzda bulunan önemli organlara kalıcı hasarlar da veriyor. Şeker hastalığı kalp, böbrek, beyin ve diğer organlarda harabiyete sebep olur. Damar duvarında damar sertliğine sebep olarak damar tıkanıklıkları yapar.

Tuttuğu organa göre kalp krizi, beyin damarları tıkanıklığı, böbrek yetmezliği, körlük, bacak damarı tıkanıklıklarına neden olabilir. Sinir uçları üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize giren hastaların çoğunluğunu şeker hastaları oluşturmaktadır ve diğer yanda kanser riskinde artışa da sebep olabilmektedir.

Damar Sertliği Nedir, Nasıl Oluşur? Sebepleri Nelerdir?

0

Damar sertliği, tıp dilinde aterosklreroz demektir. Atardamarlar; iç, orta ve dış tabaka olmak üzere 3 tabakadan meydana gelmektedir. Damarın iç tabakası ince hücre örtüsü ile kaplı olup orta tabakaya dayanır. Orta tabaka, düz kas hücrelerinden oluşmaktadır. Düz kas hücrelerinin kasılması ile damarlar genişleyip daralarak kan geçişini sağlar. Damarın iç tabakası, yani damar boşluğuna bakan kısımda çocukluktan itibaren yağ izleri oluşmaya başlar. Yağ izleri arttıkça fibroblast denen, yaraları tamir eden hücreler gelir. Fibröz plak dediğimiz doku oluşur. Monosit, makrofaj gibi savunma hücreleri, pıhtılaşmayı sağlayan hücreler yapışır. Yağlar plakta birikir, kalsiyum ve fosfor çökmeleri oluşur. Böylece damar içinde lümeni daraltan bir yapı meydana gelir. Damarlar boru gibi sertleşir. Fibröz plaklar damar boyunca eşit olarak bulunmaz, bazı yerlerde çok bazı yerlerde azdır.

Damar Serliği Ölümcül Sonuçlar Doğurabilir

Büyük plaklar parçalanıp koparsa, emboli riski bulunur. Akciğerde emboli olması çok ciddi bir durumdur ve ölüm riski vardır. Beyne emboli atarsa felç riski oluşur. Plak içi kanamalar ve kan birikmesi sonucu damar boşluğu daha çok daralır. Damar sertliği en sık kalbin koroner damarlarında ve beyin damarlarında görülmektedir. Tam tıkanması halinde kalp krizi veya felç gelişebilir.

Damar Sertliği (Ateroskleroz) Sebepleri Neler?

Damar sertliğine neden olan risk faktörleri şunlardır: Şeker hastalığı, hipertansiyon, sigara, kan yağları (özellikle LDL kolestrol) yüksekliği, iyi kolestrol (HDL düşüklüğü), trigliserit yüksekliği, erkek cinsiyet, şişmanlık, kadınlarda menopoz dönemine girmiş olmak, ailesel yatkınlık, kronik böbrek yetmezliği ile diyaliz hastası olmak, yaşın ilerlemesi, masa başı çalışma ve hareketsiz yaşam tarzı.

Öne Çıkanlar

Şifalı Bitkiler

Hastalıklar